Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2013/16044 E. 2013/19792 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/16044
- Karar No
- 2013/19792
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-) Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, II-) Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler kurulunun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Suça azmettirmeden söz edebilmek için, TCY'nın 38. maddesi gerekçesinde de belirtildiği üzere, belli bir suçu işleme hususunda henüz fikri olmayan bir kişinin başkası tarafından bu suçu işlemeye karar verdirilmesi gerekir. Azmettirenin suçun işlenmesinde doğrudan bir katkısı yoktur. Azmettirenin girişimi ile suç işlenmektedir. Müşterek faillikte ise birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının saptanmasında, suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Suç ortaklarının, suçun işlenmesinde yaptıkları katkının, diğerinin fiilini tamamladığı durumlarda da müşterek faillik söz konusu olacaktır. Somut olayda; sanık ...'ın suç tarihinde Denizli valiliği karşısındaki parkta oturan yakınan ...'ın yanına gelerek “Ben oğlanım, sen oğlanlarla birlikte olur musun?” dediği, yakınanın yanından gitmesi konusunda uyardığı, ancak ...'ın yanından ayrılmadığı ve yakınanı takip ettiği, bir süre sonra sanık ...'in geldiği ve “Sen bu çocuğu tanıyor musun?” diye sorduğu, tanımadığını söylemesi üzerine “Böyle çocuklara sataşmak suç değil mi, ben sivil polisim, çıkar kimliğini” demesi üzerine çıkardığı, içinde kimliği ve para olan ruhsatı elinden alarak “Yürü karakola gidiyoruz” dediği, yakınanın kendisini böyle bir suçla karakola götürmemesi için sanık ...'e yalvarmaya başladığı, yakınanın oruçlu olduğunu söylemesi üzerine, sanık ...'nın camiye götürüp “Abdest al, tövbe et” dediği, abdest aldığı sırada “Tamam sana inandım diyerek aldığı kimliği ve para olan ruhsatı bırakarak yanından diğer sanıkla birlikte ayrıldıkları, yakınanın cüzdanını kontrol ettiğinde içerisinde bulunan 500 ABD doları ve 100 TL'sinin olmadığını anladığının anlaşılması karşısında; yaşı küçük suç ortağı ... ile birlikte el ve iş birliği içerisinde hırsızlık suçunu işleyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 37/1. maddesi yerine, aynı yasanın 38/2. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 22.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.