Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2012/6116 E. 2013/2410 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/6116
- Karar No
- 2013/2410
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hükümlü hakkında Kırklareli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2004 gün 2004/272- 2004/467 Esas ve Karar sayılı ilamı ile 765 sayılı TCK’nın 491/4. maddesi uyarınca 1 yıl hapis, 522/1. maddesi uyarınca 2/3 oranında indirimle 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasından başkaca artırım ve indirim yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, bu kararın ise temyiz edilmeksizin kesinleştiği, mahkemece 25.01.2005 gün 2004/434 müt. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK lehe hükümler içerdiği gerekçesi ile infazın tedbiren durdurulmasına karar verildiği, bu karar doğrultusunda 07.11.2008 tarihinde dosya yeninden ele alınarak duruşma açılıp yapılan yargılama neticesinde 19.03.2009 gün aynı Esas-Karar sayılı karar ile; 765 sayılı TCK lehe kabul edilerek hükümlü hakkında 765 sayılı TCK’nın 491/4. maddesi uyarınca 1 yıl hapis, 522/1. maddesi uyarınca 2/3 oranında indirimle 4 ay hapis cezası verildiği kesinleşen hükümden farklı olarak aynı yasanın 59. maddesi uyarınca da 1/6 oranında indirimle neticeten 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.11.2005 gün 2005/8-141 Esas, 2005/149 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere;
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 29. maddesine göre, Hakim iki sınır arasında temel cezayı takdir ederken, “suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer, fiilin diğer özellikleri, zararın veya tehlikenin ağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, failin amacı, geçmişi, şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışı” gibi hususları gözönünde bulunduracaktır. Ancak, fiil ve faillerdeki farklılıklar karşısında, cezanın bu yöntemle takdir edilmesi halinde dahi, yaptırımın her zaman ve tam olarak bireyselleştirildiğinden söz edilemez. Bu itibarla, cezanın gerek toplum, gerekse fail açısından etkili ve tatminkar olabilmesi, yasal nedenler dışında da hakime takdir hakkının verilmesiyle mümkün olabilir. Nitekim, 765 sayılı TCY’nın 59. maddesinde: “kanuni tahfif sebeplerinden ayrı olarak mahkemece her ne zaman fail lehine cezayı hafifletecek takdiri sebepleri kabul edilirse .... ceza .... indirilir.” denilmek suretiyle, cezanın bireyselleştirilmesi araçlarından biri olarak takdiri hafifletici nedenler kurumu kabul edilmiştir.
Görüleceği üzere, maddede, “takdiri hafifletici sebepler” kavramına yer verilmiş, ancak hangi nedenlerin bu kapsamda yer aldığı belirtilmemiştir. Bu bakımdan, geçmiş uygulamalarda, suçun unsur ya da kanuni indirim nedenleri dışında kalan herhangi bir hal nedeniyle anılan maddenin uygulanabilmesi olanaklı görülmüştür.
Ancak suçtan ve hükümden sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girmiş olup, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi hususunda bu Yasada öngörülmüş bulunan hükümler önceki yasal düzenlemeden farklıdır. Yasanın 61. maddesine göre, hakim somut olayda temel cezayı belirlerken, “suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kurusunun ağırlığını, failin güttüğü amaç ve saiki” göz önünde bulunduracaktır. Yine Yasa’nın 62. maddesinin 1. fıkrasında, fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde cezada indirim yapılacağı belirtilmiş, 2. fıkrasında ise, örnekseme yoluyla ve sayılanlarla sınırlı olmamak üzere takdiri indirim nedenleri gösterilmiştir. Buna göre, takdiri indirim nedeni olarak, “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar” göz önünde bulundurulmalıdır.
Görüldüğü gibi, “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları”, suç tarihindeki 765 sayılı Yasada, alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken dikkate alınacak kıstaslar arasında sayılmışken, suçtan sonra yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemede takdiri indirim nedeni olarak öngörülmüş, ayrıca bu nedenlere örnekseme yoluyla “cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri” de eklenmiştir. Hal böyle olunca;
Hükümlü hakkında Kırklareli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2004 gün 2004/272-2004/467 Esas ve Karar sayılı ilamı ile hüküm kurulurken, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak kıstaslara ilişkin 29. maddesi göz önünde bulundurularak temel ceza asgari düzeyde tespit edilip aynı Yasa’nın cezada takdiri indirimi düzenleyen 59. maddesi uygulanmamış olduğu halde, 5237 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi üzerine lehe kanunun tespiti açısından yapılan değerlendirme neticesinde 19.03.2009 gün aynı Esas-Karar sayılı karar ile; 765 sayılı yasa lehe kabul edilmesine ve temel cezanın sanığın kişiliği ve suçun işleniş özellikleri göz önüne alınarak asgari hatten belirlenmesine karşın; hükümlü hakkında, “sanığın tutanaklara yansıyan kişiliği nazara alınarak” şeklinde gerekçeyle mükerrer değerlendirme yasağına aykırı olarak aynı Yasanın 59. maddesi uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 12/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.