Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2012/29943 E. 2013/2492 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/29943
- Karar No
- 2013/2492
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yasa koyucu, suç işlememiş olmasına karşın hakkında çeşitli nedenlerle ceza soruşturması yapılan ve bu süreçte kendisini yeterince savunamayacağı varsayılan bazı kişilerin yargılanmalarının adil yapılabilmesinin sağlanması ve bu durumda olan kişilerin ceza almamalarındaki toplumsal yararı gözeterek, istemleri olmasa dahi zorunlu olarak müdafii atanmasını düzenlemiştir. Bu duruma 5271 sayılı Yasanın 74/2 ve 150. maddeleri örnek olarak gösterilebilir. 5320 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nun 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı Yasanın 325. maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendi kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC. Anayasa’sının 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslararası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslararası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır. Bu açıklamalar ışığında; 5271 sayılı Yasası’nın 150/3. maddesi uyarınca, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren atılı suçtan dolayı yapılan soruşturma aşamasında sanığın savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, sanığa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “160,00 YTL müdafii giderinin sanıktan tahsiline” ilişkin bölümün çıkarılarak, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.02.2013 tarihinde üye ...'nın karşı oyu ile oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: 5320 sayılı CMK.nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5560 sayılı Yasa ile değişik 1. maddesine göre; soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak ücret ödeneceği ve bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 5271 sayılı CMK.nın 324/1. maddesinde tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretlerinin yargılama gideri olduğu; keza 325/1. maddesinde cezaya veya güvenlik tedbirine mahkum edilmesi halinde bütün yargılama giderlerinin sanığa yükleneceği belirtilmiştir. İnsan hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmesinin "Adil Yargılanma Hakkı"nı düzenleyen 6. maddesinde bir suç ile itham edilen herkesin sahip olduğu haklar sayılırken (c) bendinde; "Kendisi bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafiin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddi olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek" şeklinde hakkın varlığı belirtilmiştir. Tüm bu düzenlemelere bakıldığında iç hukukumuz açısından resen görevlendirilen müdafi veya vekil ücretinin yargılama gideri olduğu ve mahkumiyet halinde sanıktan tahsilinin gerektiği açıktır. Ancak Anayasa'nın 90. maddesi gereğince uyulması zorunlu olan uluslararası sözleşmeye göre resen atanacak avukatın yardımdan ücretsiz olarak yararlanabilmek için "maddi olanaklardan yoksun olma" kriteri getirilmiştir. Somut olayımızda sanık ... kendi beyanına göre inşaatçılık yapan ve aylık geliri 4500-5000 TL civarında olan bir kişidir. Kendisine CMK 150. maddesi gereğince resen müdafi atanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesindeki "maddi olanaktan yoksun olma" kriteri olayda bulunmadığından müdafilik ücretinin sanıktan tahsili gerektiğinden yerel mahkeme hükmünün onanması düşüncesiyle sayın çoğunluğun Düzeltilerek Onama görüşüne katılmıyorum.