Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2011/19104 E. 2012/22457 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/19104
- Karar No
- 2012/22457
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar savunmanları Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Zorunlu müdafiliğe ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 18.3.2008 tarih 2008/9-7-56, 21.12.2010 tarih 2010/11-251-267 ve 20.3.2012 gün 2011/6-235-2012/110 Esas ve Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “Kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı; bu durumda zorunlu savunman, sanığın lehine bazı işlemler yapmış, örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığa da tebliğ edilmesi ve onun tarafından temyiz dilekçesi verilmesi hâlinde, isteminin kabul edilmesi gerektiğinin,” belirtilmesi karşısında; İzmir 4.Çocuk Mahkemesi'nin 09.10.2008 tarihli hükmünün, sanık ...'a anılan mahkemenin istemi üzerine atanan ve 24.10.2008 havale tarihli temyiz dilekçesini veren zorunlu savunmanı Avukat ...'ın yüzüne karşı verilmediği, adı geçen sanığın ve Avukat ...'ın yokluklarında ve sanığın kendisine son oturumda zorunlu savunman olarak atandığından haberdar edilmediği Avukat Ayşe Elven Erol'un yüzüne karşı verildiği, gerekçeli kararın da sanığa tebliğ edilmediği anlaşıldığından, sanığın zorunlu savunmanı Avukat ...'ın temyiz isteminin süresinde ve hükümdeki yasa yolu açıklamasının da T.C.Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede: Sanıkların eylemine uyan ve 765 sayılı TCK’nın 492/1-son maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunun aynı Yasanın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık olağan zamanaşımına bağlı olduğu ve suçun işlendiği 10.09.2003 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar 104/2. maddesinde belirtilen 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.