Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/8932 E. 2013/5477 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/8932
- Karar No
- 2013/5477
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar savunmanları Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanıkların yağma eylemini 5237 sayılı TCK’nın 6.maddesinin 1.fıkrası (f) bendine göre silahtan sayılan sopayla işlediklerinin ve aynı Yasanın 149/1-a bendinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, gerekçe karşısında sonuca etkili olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye, uyulan bozmaya ve Hâkimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm oldukları hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “eşit” alınmasına karar suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı ile sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “53. maddenin uygulanmasına ve yargılama giderlerine” ilişkin bölümler çıkartılarak, yerlerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına ve yargılama giderlerinin sanıklardan payları oranında ayrı ayrı alınmasına” cümleleri yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2013 günü Üye ...'un muhalefetine karşın oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif Üye) KARŞI OY: Sanık ...’nin kız kardeşi, kaçarak mağdur ...’nun oğlu ile evlenmiştir. Taraflar arasında bu nedenle husumet vardır. Diğer sanık ..., ...’ın arkadaşıdır. Mağdur özetle, “Sanık ...’ın, kız kardeşinin kaçarak oğlu ile evlenmesi nedeniyle kendisini tehdit ederek para istediğini, diğer sanık ... ile gece iş çıkışında önüne geçtiklerini, para istediklerini ve dövdüklerini” söylemiş, bilahare de şikâyetinden vazgeçmiştir. Mağdurun, iş ve güçten kalmayacak derecede sol kulağında sıyrılma ve lezyonların bulunduğu doktor raporunda belirtilmiştir. Olayların gelişiminden, tarafların tartıştıkları ve sanıkların mağduru adiyen yaraladıkları anlaşılmaktadır. Sanıkların atılı yağmaya kalkışma suçunu işlediklerine dair aleyhlerindeki tek kanıt, mağdurun beyanıdır. Taraflar arasında geçmişe dayalı husumet olması nedeniyle bu beyan, sanıkların atılı yağmaya kalkışma suçundan cezalandırılmaları için yeterli ve inandırıcı kanıt niteliğinde bulunmadığından, yazılı biçimde mahkumiyetlerine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu; eylemin lehe olan 765 sayılı TCK’nın 456/4. maddesine mümas yaralama suçunu oluşturduğu, bu nedenle mahallî mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşündeyim.