Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/8270 E. 2013/6537 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/8270
Karar No
2013/6537
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, Konut dokunulmazlığını bozma HÜKÜM : 5237 sayılı Yasanın .maddesi.142/-1b,143, 53 2 yıl 8 ay hapis, şahsi haklardan yoksunluk, 116/4, 53 1 yıl hapis, 86/2, 53 4 ay hapis Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık hakkında 17.11.2005 günü yakınana karşı gerçekleştirdiği konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Sanığın adli sicil kaydında, tekerrüre esas eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “hak yoksunluğuna” ilişkin bölüm çıkartılarak ve “kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCK'nın 53/1.maddesinin (a),(b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” tümcesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanık hakkında 10.11.2005 günü yakınana karşı gerçekleştirdiği hırsızlık ve yaralama suçlarından kurulan hükmün incelenmesine gelince; Sanığın adli sicil kaydında, tekerrüre esas eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Yakınanın 10.11.2005 günü kollukta verdiği beyanında özetle; “... kendisi ile birlikte olmak istediğini söyleyen birinin cep telefonundan aradığını, evine geleceğini söyleyerek evini tarif etmesini istediğini, kendisininde ev adresini verdiğini, yaklaşık 5 dakika sonra kapı zilinin çalındığını içeriye iki erkek şahsın girdiğini, içeride şahıslardan kısa boylu olanın 5 YTL para uzatarak ilişkiye girmek istediğini ancak kendisinin bu kabul etmeyerek şahısları itekleyip kapının yanına kadar getirdiğini, kapıyı açarak dışarı çıkarmaya çalıştığını, bu sırada şahısların saldırarak, birinin saçlarından tuttuğunu, diğerinin dudaklarından öperek yere yatırıp salona kadar kendisini sürüklediklerini, bağırmaya çalışsada şahısların bunu engelleyerek kendisini darp etmeye başladıklarını, darp edildiği sırada pantolonunun arka cebinde bulunan NOKIA 3100 cep telefonunun yere düştüğünü, şahıslardan birinin cep telefonunu aldığını ancak kimin aldığını bilmediğini daha sonra şahısların "senin hiç şansın yok seninle ilişkiye gireceğiz" diye zorlayınca, korkusundan ilişkiye gireceğim diyerek pantolonunu indirdiğini bu sırada orada bulunan cam sürahiyi gördüğünü belki komşular duyar diye camdan atmak istediğini, ancak şahıslardan birinin elinden sürahiyi aldığını ve kendisini darp etmeye başladığını, "imdat" diye bağırdığı sırada şahıslardan birisinin bira şişesiyle kafasına vurduğunu, pantolonunun arka cebinde bulunan katlanmış şekildeki ayrı ayrı olan 125 YTL parasından 120 YTL'sini alarak kaçtıklarını, daha sonra Polis merkezine müracaat için gittiğini beyan ettiği, Yakınanın 07.02.2007 günlü duruşmada verdiği beyanında ise özetle; Olay tarihinde bir şahsın telefon ile arayarak cinsel ilişki maksadıyla evine gelmek istediğini söylediğini, kendisinin de kabul ettiğini, evine iki kişi olarak geldiklerini, kendisinin biraz alkollü olduğunu, paraları olmadığını söyleyince gelen şahısların evinden çıkarmak istediğini, ancak şahısların kendisine saldırmaya başladığını, birisinin göğüslerini okşadığını, diğerinin de dudaklarından öpmeye çalıştığını, kendileri karşı koyunca da birisinin bira şişesini kafasına vurduğunu, bu sırada cebinde bulunan cep telefonunun da düştüğünü, bu telefonu ...'un aldığını, yere düşen paralarını da aldıklarını, daha sonra kaçtıklarını, kendisinin durumu polise bildirdiğini, beyan ettiği, CMK'ya göre elde edilen deliller ile bugünden dünü öğrenebileceğimiz kuralı dikkate alındığında öncelikle; Yakınandan, suça konu cep telefonu ile paraların sanık ve suç ortağı tarafından hangi aşamada ve ne şekilde alındığı hususunda anlatımları arasındaki açık çelişkiler giderilip sonucuna göre hukuki vasıflandırmanın yapılması gerektiği düşünülmeden eksik soruşturma ile yetinilip duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, 2)Kabule göre de; TCK 86/3. maddesinin uygulama olanağının karar yerinde tartışılmasız bırakılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının korunmasına, 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/8270, K. 2013/6537, T. 19.03.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-8270-e-2013-6537-k-29a7cf138f67