Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/31842 E. 2012/3081 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/31842
- Karar No
- 2012/3081
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Kısa süreli hapis cezasının paraya veya tedbire çevrilmesi veya hapis cezasının ertelenmesi, sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören bir kurum olup talep halinde veya resen ele alınıp olumlu veya olumsuz bir karar verilirken gerekçe gösterilmesi zorunludur. Para cezasına veya tedbirlere çevrilmeme halinde gerekçe sanığın kişiliği ile ilgili ve belgelerin isabetli değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olmalıdır. Bunun içinde sanığın kişiliği, sair halleri, suçun işleniş biçimi ve işlenmesindeki özellikler nazara alınmalıdır. Sanığın kişiliği, sair halleri dahilince sanığın sabıkasının bulunup bulunmadığı, medeni hali, işi, mühidindeki durumu, duruşmadaki tutum ve davranışları mahkemeye karşı tavrı, Bunların olup olmadıkları mahkemece belirlenip bir yargıya varılıp, Suçun işlenmesindeki özellikler ise; sanığı suç işlemeye iten sebep ve sair, kast ve yoğunluk suç işlemesinde sonraki davranışlar gözetilip, TCK.nun 50 ve 51.maddelerindeki hapsin sonucunda yaptırımlara çevrilmesi ve gerekçeye cezanın ertelenmesinde suçlunun yargılama süresinde gösterdiği pişmanlığı gözetilir. Maddede pişmanlıktan şartı getirmiş, gerekçede pişmanlıktan söz edilmemiştir. Bu koşul suçu kabul etme ve işlendiğinden dolayı pişman olduğu belirtme şeklinde ele alınmamalıdır. Sanığın duruşmadaki davranışları, mağdura yönelik hareketleri, zararı karşılaması, yardım etmesi gibi olay sonrası ve yargılama sürecindeki tutumu gözetilerek pişmanlık duyup duymadığı saptanmalıdır. TCK.nun 51.maddesinde cezanın ertelenmesi için pişmanlık yanı sıra bir daha suç işlemeyeceği yönünde yargıç üzerinde olumlu etki halinde cezanın ertelemesi olumsuz etki halinde de bunun gerekçesinin gösterilmesi gerektiği, cezanın şahsilendirilmesi, 5237 sayılı TCK.nun 50 ve 51.maddelerinde öngörülen normlar olup, 5271 sayılı TCK.nun 231.maddesinde yer alan hükmün açıklanmasını, kurumu ise doğurduğu sonuçlar itibariyle karma özelliğe sahiptir. 1-Suça ilişkin koşullar a)- Yargılama sonunda mahkumiyet hükmü tesis edilmesi ve 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası, b)-Suç Anayasanın 174.maddesinde güvenceye alınan suçlardan bulunmaması, 2- Sanığa ilişkin koşullar a)-Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması, b)-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi, c)-Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışı göz önünde bulundurularak sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine ulaşılması gerekmektedir bu koşulların, tüm koşullar bulunması halinde mahkeme hükmün açıklanmasını geri bırakmaya karar verebilir. Görüldüğü üzere 5237 sayılı TCK.nun 50 ve 51.maddeleri ile 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesinin koşulları ve sonuçları aynı olmadığı, bu nedenle önce 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılma koşullarının bulunup bulunmadığı resen değerlendirilip olumsuz sonuca ulaşıldığı takdirde cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin 5237 sayılı TCK.nun 50 ve 51.maddeleri yönünden değerlendirilmenin denetime olanak verecek biçimde ayrı ayrı yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek takdiri gerekir. Hal böyle olunca; Adli sicil kaydına göre her hangi bir mahkumiyet kararı olmayan, çiftçilik ile uğraşan, baba cezaevinde olduğu için ailesine bakan ve duruşmadaki olumlu tutum ve davranışı ile ve müştekinin zararının gidermesi de mahkemece saptanıp kabul ve takdir olunan, yüklenen suç dışında dosyaya yansıyan başka bir olumsuzluğu bulunmayan sanık hakkında “sanığın tekerrüre esas olmayan sabıkasının olması, suç işlenip konusundaki kararlılığı, suçun işleniş biçimi göz önüne alındığında cezanın tedbire çevrilmesi, ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık açısından uyarıcı ve etkili olmayacağı yönünden olumlu kanaat oluşmaması nedeniyle cezanın tedbire çevrilmesine, ertelenmesine veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını takdiren yer olmadığına” arttırma ve eskitmeler ile takdiri indirim nedenlerinde benimsenen kriterler ile de çelişen bir biçimde bazı yasal kavramların tekrarı ile yetinilip, yasal anlamda dayanakları denetime olanak verecek şekilde gösterilmeden yerinde ve yeterli olmayan ve kabulle de çelişen şekilde hüküm kurulması 2- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenlemeye göre, maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen haktan, sanığın koşullu salıverilme süresince “kendisinin alt soyu üzerindeki” velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından yoksun bırakılmalarına hükmedilmesi gerekirken, bu hak yoksunluğu süresinin diğer kişiler üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından da geçerli olduğu biçiminde karar verilmiş olması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.