Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/28018 E. 2013/22785 K.
Konu: Hırsızlık, Konut Dokunulmazlığını İhlal
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/28018
- Karar No
- 2013/22785
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık, Konut Dokunulmazlığını İhlal
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, Konut dokunulmazlığını ihlal HÜKÜM : Kısmen Mahkumiyet, Kısmen ceza verilmesine yer olmadığına Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay 2.Ceza Dairesinin 18.10.2010 tarihli görevsizlik kararı ile Daireye gönderilerek başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; 5237 sayılı TCK'nın 145. maddesinde malın değerinin az olması durumunda hakimin cezayı indirebileceği gibi büsbütün cezadan vazgeçebileceğine yer verirken, bu maddede malın değerinin azlığının hangi durumda indirim, hangi durumda cezasızlık nedeni olacağı yönünde bir ölçüde yer vermemiştir. Malın değerinin bu bağlamda belirlenmesi hakimin takdirine bağlıdır. Yargıç neyin hukuka aykırı olduğunu yasa koyucunun iradesine bakarak belirler. Çünkü hukuk ortak vicdanı yaratmakta ve ortak vicdana aykırılık cezai müeyyideye bağlanmaktadır. Kanunların birinci işlevi yaşamsal menfaatleri korumaktır. 5237 sayılı TCK'nun 145. maddesinde yerini bulan daha az cezayı gerektiren hırsızlığın basit hali ile 765 sayılı TCK'nın 522. maddesinde öngörülen hal tamamen birbirinden farklıdır. Her iki madde arasında tek benzerlik cezada indirim sağlamasıdır. 5237 sayılı TCK'nın 145. maddesi yeni bir kavramdır. TCK'nın 145. maddesindeki değer azlığı kavramı ve buna bağlı değerler zorunluluk hali dışında, ağır ve acil ihtiyaç ile suç arasında orantılılık bulunmasıdır. 5237 sayılı TCK düzenlemesinde değere önem verilmiştir. Bu nedenle mağdur açısından bir değer ifade eden her türlü malın değeri olduğu kabul edilmiştir. Hal böyle olunca ekonomik açıdan bir değeri olmadığından bahisle malın değersiz olduğu değerlendirilmesine gidilemez. TCK'nın 145. maddesinde zorunluluk haline varmayan ancak failin ihtiyaç veya şiddetli arzusunu tatmin etmek amacıyla değeri az malı çalmasında ancak uygulanabilecektir. Bu açıdan bakılınca failin psikolojisi, onu harekete geçiren zorunluluk haline varmayan hali ile değeri az malın çalınması şeklinde gelişen eylemin diğer hırsızlık fiillerine göre daha az bir ceza verilmesini gerektiren bu özel koşullar için düzenlenmiş bir hüküm olduğu bir muhakkaktır. Olayda tesadüfilik yoktur. Somut olaya gelince; Olay günü mağdurun konutuna şahsi çeviklik göstererek balkona girilip, inci kolye, düğüm kol saatini çalan sanık hakkında, yukarıda izah edilen unsurlar ile olayın özelliği ve dosya bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Sanık hakkında TCK'nın 145. maddesi ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, kanuna aykırı ise de; karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğname gibi ONANMASINA, II- Konut dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Yakınanın yazlıktan 01.06.2003 günü saat 20.00 sıralarında eve geldiğinde, evinde hırsızlık olduğunu ve o gün müracaat ettiğini belirtmiş olması, sanığın tüm aşamalarda suçu kabul etmemiş olması da dikkate alındığında; suçun gece sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğunun, açıklanıp denetime olanak verecek şekilde karar yerinde gösterilmeden, lehe yasa saptamasında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 5237 sayılı TCK'nın 116/4.maddesi ile uygulama yapılması, 2- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 7/3. maddesi dikkate alınmadan 58. madde ile yazılı şekilde uygulama yapılması, 3- Hapis cezasının sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, Kabule göre de; 4- Karar tarihinden önce yürürlüğe giren 5560 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. maddelerine göre "uzlaşma" müessesesinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 11.11.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.