Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/21790 E. 2013/12982 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/21790
- Karar No
- 2013/12982
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 02.05.2007 tarihli duruşma tutanağındaki katip imza eksikliğinin mahallinde tamamlanması olanaklı görülmüştür. Sanığın, yakınanın park halindeki kilitli aracını çalarak hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/1. maddesinin (b) bendine uyduğu gözetilmeyerek aynı maddenin (e) bendi ile hüküm kurulması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Kasten işlemiş olduğu suçlardan, hapis cezasıyla mahkumiyetlerinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin “a, b, c, d, e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması; ./.. -2- Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘53. maddenin” uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine,‘‘Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına’’ tümcesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.05.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (Muhalif Üye) KARŞI OY: Sanık ...'in 24.02.2007 tarihinde gündüz sayılan zaman dilimi içinde, müşteki ...'a ait ... plakalı ... marka otomobilin park edildiği ... sayılı yerdeki evinin önünden kapı kilit kısmında zorlama izleri oluşacak ve elektrik kablolarının kesilerek düz kontak yapılmak suretiyle çaldığı, aracın ve sanığın ... Mahallesinde şüphe üzerine yakalandığı anlaşılmıştır. Olayın sübutunda herhangi bir tereddüt ve uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkeme sanık hakkında TCK.nın 142/1-e, 53, 58, 151, 53, 58, 63. maddelerinden mahkumiyet kararı vermiştir. Mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı olması durumunda ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı düşüncesindeyim. Çünkü sanığın kastı, aracı çalmaktır. Aracı çalmak için olayımızda olduğu gibi kapısına ve elektrik kablolarına zarar verilmesinin hırsızlık suçunun yanında ayrıca mala zarar verme suçunun da oluştuğu kabul edilemez. Sanık hırsızlık suçunun konusunu oluşturan aracı çaldığı için zaten ceza almaktadır. Aynı konu hakkında ikinci kez mala zarar vermek suçundan cezalandırmak suçların ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı olacaktır. ./.. -3- Bir malın çalınmasındaki zarar, mala zarar verme suçundaki zarar kavramından daha geniş ve daha kapsamlıdır. Her iki suç da TCK'da “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Her iki suçun koruduğu hukuki değer “kişinin mal varlığıdır”. Tamamlanmış bir hırsızlık suçunda sanık, zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden almak suretiyle müştekinin mal varlığına zarar vermektedir. Mala zarar verme suçunda sanık, başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkıp tahrip etmek, yok edip bozmak suretiyle kullanılamaz hale getirip veya kirleterek zarar vermektedir. Her iki suç tipinde de mağdur mal varlığı itibariyle zarar görmektedir. Hırsızlık suçunda sanık suça konu malı alıp götürmek suretiyle tamamen ortadan kaldırmaktadır. Mağdur açısından bunun ötesinde daha fazla bir zarar olasılığı bulunmamaktadır. Mala zarar verme suçunda ise; sanık çoğu zaman malın tamamını ortadan kaldırmamakta tahrip etmek suretiyle kısmen veya tamamen kullanılamaz hale getirmektedir. İki suçu birbirinden ayıran önemli özellik ise; hırsızlıkta sanık faydalanma amacıyla eylemini gerçekleştirdiği halde, mala zarar verme suçunda mağdura zarar verme saiki ile hareket etmektedir. Ancak iki suçu birbirinden ayıran saikin korunan hukuki yarar/değer yönünden bir önemi olmadığı için en ağır cezayı içeren hırsızlık suçundan ceza verilmesiyle yetinilmesi gerekmektedir. Sanığın suça konu aracın kapısına ve elektrik kablolarına zarar vererek çalması biçimindeki eylemi nedeniyle hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verilmesiyle yetinilmesi gerektiği halde, ayrıca mala zarar verme suçundan da mahkumiyet kararı verilmesinin kanunilik ilkesine aykırı olacağı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun mala zarar verme suçundan kurulmuş mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum. MUHALİF ÜYE ... ...