Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/15853 E. 2011/1573 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/15853
Karar No
2011/1573
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar savunmanları ve sanık ... Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya içeriğine,toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yolda yürüyen yakınanın yanına motorsikletle yaklaşan sanıklardan ...'in omzundaki çantasına asıldığı,yakınanın çantayı vermemek için direnmesine karşın sanığın zorla aldığı,yakınanın çantanın alınması sırasında, çantanın sapının kolunu sıyırması sonucunda sol dirsekte 2x2 cm ebadında ekimoz oluşturacak ve basit tıbbi müdahale ile iyileşecek biçimde yaralandığının anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı TCY'nın 149/1-c.maddesine uyan yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden ,yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş,sanık ... ve savunmanı ile sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA,ceza süresi bakımından 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine 17 .02.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: 5237 sayılı TCY’nda yağma suçları Özel Hükümler Kitabında, Kişilere Karşı Suçlara ilişkin ikinci kısmın malvarlığına karşı suçlar başlıklı onuncu bölümünde 148 ila 150. maddeleri arasında düzenlenmiştir. 148. maddenin 1. fıkrasında yağma suçunun temel şekli, 2. fıkrasında senedin yağması, 3. fıkrasında ise cebir karinesine yer verilmiş, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddede ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yağma ile yağmada değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır. 765 sayılı TCY’nın 495/1. maddesinde; “…menkul bir malın zilyedini veya cürüm mahallinde bulunan bir başkasını cebir ve şiddet kullanarak veya şahsen veya malen büyük bir tehlikeye düşüreceği beyanı ile tehdit ederek o malı teslime yahut o malın kendi tarafından zaptına karşı sükut etmeye mecbur kılma” şeklinde tanımlanan yağma suçu; esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Yani cebri hırsızlıktır. Şu hale göre yağma; bir kimsenin menkul malını cebir, şiddet, tehdit kullanarak almaktır. Hırsızlık ile yağma cürümleri aynı ortak unsurlara malik olup ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur; malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Yağmada; hırsızlık suçunda mevcut olan unsurların yanında, fiilin cebir veya tehditle işlenmesi gerekir. Failin malı almak için mağdura karşı cebir veya tehdit kullanması yağma suçunu hırsızlıktan ayırır. Yine aynı şekilde, basit yağma suçu, 5237 sayılı Yasanın 148. maddesinin 1. fıkrasında, 765 sayılı TCY’nın 495/1. fıkrasına benzer biçimde tanımlanmıştır. 5237 sayılı TCY’nın 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Failin isteğinin yerine getirilmemesi halinde belirli bir kötülüğün mağdura bildirilmesi şeklinde tanımlanan tehdit, anılan değerlere yönelik bir saldırı veya malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle yapılmalıdır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suçtur. Bu itibarla, birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan, kişi özgürlüğü, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir. Yağma suçunda, tehdit veya cebir malın alınması veya teslimini sağlamaya yönelik olmalı, tehdit veya cebir malvarlığına karşı işlenen bu suçta araç olarak kullanılmalıdır. Başka maksatlarla kullanılmış bulunan cebir veya tehdidin etkisiyle malın alınması yağma suçunu oluşturmaz. Yağma cürümünde mağdurda yaratılan zorlama etkisi ciddi, önemli ve almaya karşı beklenen mukavemeti kırmaya da uygun olmalıdır. Cebrin önemliliği ölçütü, failin mağdurdan ani olarak bir eşyayı üstünden veya elinden çekip alması şeklindeki olaylarda olduğu gibi hırsızlık ve yağma arasındaki ayrımı mümkün kılmaktadır. Hal böyle olunca sırf olağan bir tutmanın bertaraf edilmesi veya hızla aniden alınması halinde tipe uygun bir cebir kullanma olmadığı gibi bu tür olaylarda en azından potansiyel bir mukavemet de takviye edici olarak kırılmışta olmaz. Aksine alma, mağdurun genelde mukavemet edemeden önce tamamlanmış olmaktadır. Mukavemetin olmadığı durumlarda cebir vasıtasıyla almada yoktur. Yağma suçunun manevî unsuru kasttır. Bu suçun taksirle işlenmesi olanaksızdır. Failin, tehdit veya cebirle mağdurun egemenliğindeki malı aldığını bilmesi ve istemesi gerekir. Kast hem almayı hem de icbarı kapsamalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanıklar Yunus ve Hidayet’in olay günü kapkaç yöntemiyle hırsızlık yapmak amacıyla sanık ...’un sevk ve idaresindeki plakasız motosiklet ile Merveşehir mahallesinde dolaşmaya başladıkları, saat 20.20 civarında Mehmet Erdemoğlu caddesi üzerinde müşteki ...’i kolunda çanta olduğu üzere yanında eşi tanık ... Seydi ile birlikte yürürken gördükleri, müştekinin cadde tarafından yürümesi ve çantasının cadde tarafındaki sol omzunda takılı olması sebebiyle çantasını çalmaya karar verdikleri, Yunus’un motosikleti sürerek müştekiye yaklaştığı, motosikletin arka kısmında oturan diğer sanık ...’in de müştekinin omzunda asılı çantayı aniden çekerek aldığı, bu sırada çantanın sapının sürtünmesiyle müştekinin kolunda hafif sıyrık oluştuğu, sanıkların içinde 300 TL para, çocuk kıyafeti ve ayakkabısı bulunan çantayı alarak olay yerinden kaçtıkları, toplanan kanıtlardan anlaşılmaktadır. Bu şekilde gerçekleşen olayda, sanıkların çantayı almak için mağdura karşı cebir veya tehdit kullanmadıkları gibi mağdurun direncini kırmaya yönelik ve yağma boyutunda bir eylemleri tespit edilemediği, koldaki hafif sıyrıkların çantanın çekildiği sırada oluştuğu, eylemin, 5237 sayılı TCK’nun 142/2-b maddesine uyan üstte bulunan eşyanın çekip alınması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun, sanıkların eylemlerinin yağma suçunu oluşturduğu doğrultusundaki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır. Muhalif Üye ...

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/15853, K. 2011/1573, T. 17.02.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-15853-e-2011-1573-k-3375f450ccb6