Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/7455 E. 2013/8581 K. – Yağma

Konu: Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/7455
Karar No
2013/8581
Karar Tarihi
Konu
Yağma

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : TCY.nın 109/2, 3-b-son, 53 ve 63. maddeleri gereği 4 er yıl hapis cezası ve hak yoksunluğu Yerel Mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanıklar hakkında hükmolunan cezaların süresine göre ve süreden sonra yapılan savunmanlarının duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi gereğince REDDİNE, Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Yakınan ...'ın kardeşi ... ile uzun yıllar önce İstanbul Kaynarca'da ortak arsa aldıkları, yakınanın bu arsanın tamamını tapu sicil müdürlüğünde kendi adına tescil ettirdiği, bu arsa nedeni ile taraflar arasında zamanla anlaşmazlığın çıktığı, tanık ... 'ın yurt dışında ikamet ettiği ve ... ın eşi olduğu için yine yurt dışında ikamet eden yakınan ile ihtilaflı arsa konusunu konuşmak amacıyla 19.08.2005 tarihinde ...'ın ağabey'i olan sanık ...'nın evinde buluşmak için anlaştıkları, yakınan ...'ın 11.03.2002 günlü vekaletname ile sanık ...'yı ihtilaflı arsanın tamamını üç hisseye bölünüp, birer hisselerinin kızı ...'a ve kardeşi ... 'a, kalan bir hissesini de diğer kardeşi ... 'a devredilmesinin sağlanması için 28.06.2002 gününe kadar geçerli olan, geçerlilik süresi kısıtlı vekaletname ile yetki verdiği, isimlerine devir yapılacak kişilerin tapu ve vergi masraflarını karşılamamaları nedeni ile bu devrin sağlanamadığı, sanıklardan ... olay tarihinden kısa bir süre önce İstanbul'da ikamet eden sanık ...'la birlikte ihtilaflı arsanın değerin tespit amacıyla emlakçılık yapan kişilerden araştırma yaptıkları o tarih itibari ile 300-400 milyar lira civarında bedel belirledikleri hatta 7-8 ay sonra arsa üzerinden imar geçmesi durumunda 1 trilyon lira değerinde olabileceği bilgilerini aldıkları, yakınan ...'a göre ise ihtilaflı arsanın 120 milyar lira değerinde olduğu konusunda ... ve ...'la mutabık kaldıkları, yakınanın uzun yıllar arsanın vergilerini ödemesi nedeniyle yaptığı masrafların karşılığı olarak da toplam değerden 30 milyar lira'nın indirilerek 90 milyar lira üzerinde anlaştıkları, yakınanın kardeşi olan ... Bay'ın hissesinin 1/3 oranında olması nedeni ile de 30 milyar lira ödenmesi durumunda sorunun çözümleneceğini karara bağladıkları, yakınan ... bu değerin Euro karşılığı olarak 18.000.- Euro olarak ödeyeceğini, bununda 9.000.-Eurosunu hemen vereceğini belirtmesi üzerine olay tarihinde yurt dışından Giresun'a ziyarete gelen ... 'a ödenmenin yapılabilmesi için ...'ında İstanbul'dan Giresun'a gittiği, ... 'ın Giresun'da kardeşi sanık ...'nın evinde kalması nedeniyle olay günü saat 09:00 'da yakınan ...'ın belirtilen ikamete gelip 9.000.-Euro'yu ... 'a teslim ettiği hususu sanık ..., yakınan ... ve ... Bay'ın aşamalarda değişmeyen ifadelerinden anlaşıldığı; Oluş ve dosya içeriğinden; yakınan ...'ın ... 'a para teslimi konusundaki anlatımlarında adı geçen yakınan sanık ... ve tanık ... 'ın aşamalardaki ifadelerinin uyumlu olduğu, ancak sanıklar ve yakınanın sanık ...'nın evinden ayrılmasından sonra gelişen eylemlerin anlatımlarının farklılık arz ettiğinin görüldüğü; Yakınan ... aşamalarda değişmeyen ifadelerinde; olay günü öğlene doğru, sanık ...'nın aracı ile il merkezine geçmek üzere ayrıldıkları, Keşap yol ayrımında gidilmesi gereken Giresun istikameti yerine Keşap istikametine yönelinmesi üzerine, yakınanın ihtarı üzerine, sanık ...'nında “sen şimdi görürsün” diyerek cevap verdiği, araca kısa bir süre sonra sanık ... ile sanık ...'nın kardeşi olan sanık ...'nın bindiği ve sanık ...'ın hiçbir şey söylemeden yakınanın kolunu arkaya doğru kıvırdığı, diğer sanık ...'nın da emniyet kemerini yakınanın boynuna dolayıp sıkmaya başladığı, bu sırada yakınanın aracın camına ayakları ile vurup kırdığı, bir süre bu şekilde ilerledikten sonra ıssız bir yerde durduklarında sanık ...'nın silah zoruyla 500 milyar liralık 4 adet senedi imzalattırdığı, yukarıda belirtilen ihtilaf konusu arsanın devri amacıyla yakınan tarafından düzenlenip adı geçen sanığa verilen vekaletnameyi de yakınana tehdit ile yedirdikten sonra, yakınanın araca bindirilip Giresun İl Merkezinde serbest bırakıldığını belirttiği; Sanık ... ise aşamalardaki ifadelerinde; üzerine atılı suçlamayı reddettiği; ...'ın İstanbul'dan gelerek ikametinde misafir olarak bulunan ablası ... 'a 9.000 Euro'yu ihtilaf konusu arsanın bedeli olarak teslim ettikten sonra yakınan ...'ın araba ile çarşıya bırakılmasını istemesi üzerine arabaya bindikleri, yolda ilerlerken diğer sanık ... ile karşılaştıkları, ...'ın ... ile özel olarak görüşmek istediğini belirtmesi nedeniyle aracını ...'ya vererek yanlarından ayrıldığını, akşam üstü aracın ... tarafından camı kırılmış vaziyette teslim edildiğini, ne olduğunu sorduğunda aracı ...'a emaneten verdiğini ancak ön camı kırık olarak geri getirildiğini, camın nasıl kırıldığını yakınan tarafından söylenmediğini sadece yaptırıldıktan sonra bedelini ödeyeceğine ilişkin söz verildiğini ifade ettiği; Sanık ..., 29.11.2005 günlü ifadesinde; olay günü yolda kardeşi ... ve ... ile karşılaştığını, yakınanın özel olarak kendisi ile görüşmek istediğini belirtmesi üzerine abisi sanık ...'dan aracını alıp Giresun merkeze doğru gittiklerini, yolda ...'a telefon geldiğini ve bindikleri aracı ödünç olarak iki saatliğine almak istediğini söylemesi nedeniyle aracı yakınana ödünç verdiğini, saat 16.30 sıralarında aracın camı kırık vaziyette hasarlı olarak teslim edildiğini, ne olduğunu sorduğunda, açıklama yapmadan “sadece camını yaptır parasını benden al dediğini” olayla ilgili savunma yaptığı; Sanık ...'nın 20.08.2005 günlü kolluk ifadesinde de “.. bana eniştem ... 'ın İstanbulda'ki arsasının değerinin 1 trilyon lira olduğunu, bundan dolayı da bana cebinden çıkardığı 500.000 milyar lira tutarında bir senet verdi. Bende kendisine sana güvenmiyorum. Bu senedi yanımda yaz imzala diyerek senedi yırttım ve cebinden çıkardığı boş senedi yeniden aynı miktarda yazıp imzalayarak bana verdi...” ifadelerinin aynı günlü Cumhuriyet Savcılığında alınan beyanlarındada tekrarladığı, 29.11.2005 günlü oturumda ise “... 'yı Belçika'ya yolcu etmek amacıyla Keşap durağında bulunduğu sırada, katılanın yanına geldiğini, kendisine verilen selamı almak istemediğini, şüphesini yansıttığını yakınanında "bu kez bildiğin gibi değil uyum sağlamak için geldim" dediğini, senet olan bir zarfı, uzattığını bunu ...'e verin dediğinde kendisininde ... orada gidiyor ona verin" dediğini, bunun üzerine zarfı ...'a verdiğini, zarfın içerisinde ne olduğunu görmediğini ve bilmediğini ifade ettiğini; Sanık ... tarafından Giresun Cezaevi yönetimi aracılığıyla 13.12.2005 tarihli dilekçesinde “ yanıma gelerek bu senedi kardeşim olan ... 'a verin dediği, bende dargın olduğumuz için senedi yırtarak attım, sizin işiniz beni alakadar etmez, ...'a ver dedim” yazılı beyanını içeren anlatımlarda bulunduğu, mahkemece belirtilen tarihli oturumda anılan sanığın soruşturma aşamasındaki ifadelerinin genel hatları ile duruşmadaki ifadesi ile aynı olduğunun belirlendiği tespitinin yapılmasına karşı belli çelişkilerin giderilmediği; Sanık ... kollukta ve Cumhuriyet Başsavcılığında 21.08.2005 tarihinde alınan ifadesinde ... ile birlikte 16.08.2005 günü İstanbul ilinde Kaynarca'da bulunan ihtilaf konusu arsanın değerini tespit için emlakçıları dolaştıklarını, 300-400 milyar lira olarak fiyat aldıklarını, birlikte Giresun'a geldiklerini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini ifade ettiği, sanığın 29.11.2005 tarihli duruşmada ise İstanbul ilinde ihtilaf konusu arsa ile ilgili olarak ... ve yakınanın birlikte araştırma yaptığını ifade ettiği; Dosya kapsamında dinlenen tanıklar ... , ..., ... , ... , ... ve ... aşamalardaki ifadelerinde; olay günü akrabalarının cenazelerini kaldırmak için mezarlığa doğru ilerlerken yanlarından yeşil renkli kartal marka bir aracın hızla geçtiğini, aracın içerisinde bir adamın ağzının bir bezle kapatıldığı ve camının kırık olduğunu ifade ettiklerinin anlaşılması karşısında; Ceza yargılamasının amacı, maddi gerçeği ortaya çıkarmalıdır. Uyuşmazlığı çözecek olan mahkemeye ışık tutmak üzere hükmün nasıl olması gerekeceği hakkında tarafların görüşlerini bildirme olanağı sağlanmalıdır. Deliller yeterince araştırılmamış veya soruşturma eksik ise bu hususlar giderilmelidir. Soruşturma evresinde toplanmamış delilleri mahkemenin toplaması gerekir. Hakim her türlü delili kullanarak ispata oluşmasını sanık lehine ve aleyhine delilleri araştırıp değerlendirerek tam bir inanışla özgürce değerlendirerek kuşkudan arınmış bir sonuca ulaşması gerekir. Kuşkular yenilmelidir. Yani hükümde varsayıma dayalı kuşkulu kalan hususlar olmamalıdır. Maddi gerçeğin olayın bir bütünü veya parçasını temsil eden kanıtlardan ortaya çıkarılması gerektiği ve bunun bir takım varsayımlara dayanılarak karar verilmesinin ceza muhakemesinin amacına kesinlikle aykırıdır. Kuşku ve çelişki yenilmeden karar verilemez.Eylem veya eylemlerin bir suç olup olmadığı belirlenmesi için eylemin önce işlenip işlenmediğinin sorunu çözülerek başlanır. Bu da kanıtların yorumu ile cevaplanacaktır. Hakim hangi kanıtı nasıl yorumladığını, yorum ile nasıl bir kanıta ulaştığını kararının gerekçesinde göstermek zorundadır. Gerekçedeki mantıksal kronolojik dizinin, iddia, savunma, kanıtlar, kanıtların yorumu ... kabul edilen eylem, eylem ve/veya eylemlerin ihlal ettiği norm, normun yorumu ve en nihayet ulaşılan sonuç olan hüküm şeklinde olmalıdır. Hal böyle olunca; Öncelikle vekalete konu ve taraflar arasında ihtilaf konusu arsanın suç tarihi itibari ile imar durumu satış bedelinin tespitinin yaptırılıp, sanık ...'nın yakınan tarafından kendisine verilen 500 milyar liralık senedin teslimi hususundaki aşamalardaki ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilip, ... ve ... 'nın da olayla ve suça konu senetle ilgili ifadeleri alındıktan sonra; kanıtlar bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Kabul ve uygulamaya göre de; Soruşturma evresinde toplanan deliller suç işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenler, İddianamenin kabulünden sonra eylemi takdir ve değerlendirme yetkisi mahkemenindir. CMK.nun 225. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında açıklandığı üzere hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirmesinde iddia ve savunma ile bağlı değildir. İddianamede şüpheliye yüklenen suç hakkında suç teşkil eden fiil zamanı ve işlendiği yer konusunda açıklama gerektiği gibi olay öyküsünün isnat edilen fiilin hangi fiil olduğunun açıkça anlaşıldığı ve aynı failin diğer fiillerinden ayırt edilebilir nitelikte belirtilmesi gerekir. Yani Savcının iradesine göre mahkemenin hangi vakalar konusunda karar vermesi gerektiği belirsiz kalmamalıdır. Eksik ve yetersizlik varsa bu durum yargılamada giderilmelidir. İddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan bağımsız olarak açıklanıp belirtilmesinin gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı, CMK'nın 226/1. maddesinin sadece suç niteliğinin değişmesi halinde uygulanabileceği, göz önünde bulundurulmalıdır. Mevcut hukuki normların ışığında somut veya olaylar ile ilgili 11.10.2005 tarihli düzenlenip, mahkemece kabul edilen iddianame ile kamu davası açılmıştır. Öncelikle eksik soruşturma ile ilgili araştırma yapılıp, somut olayda suç teşkil eden fiillerin duraksamasız olarak belirlenmesinden sonra anılan iddianame ile dönüşebilen suçların tespiti yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması; 3-Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun, kendi altsoyları açısından koşullu salıverme tarihine; kendi altsoyları dışındaki kişiler yönünden ise, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar süreceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanları ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 17.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/7455, K. 2013/8581, T. 17.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-7455-e-2013-8581-k-66bcfa391cee