Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/6244 E. 2012/15617 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/6244
Karar No
2012/15617
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesi gereğince gerekçeli kararda suçun işlendiği yer ve zaman diliminin yazılmaması, 2-Mağdurun ve sanığın soruşturma aşamasında verdikleri ve birbirleriyle uyumlu olan ifadelerinde, mağdura ait lokantaya giren sanığın önce yemek yediği, daha sonra tezgah üzerinde bulduğu 30 Türk Lirası parayı ve lokantada çalışan ... 'e ait otomobilin anahtarını aldığı, bu anahtarı kullanarak işyerinin önünde duran otomobili çalarak olay yerinden uzaklaştığının belirtilmiş olması karşısında; iddianamede ve gerekçeli kararda otomobilin çalınması eyleminden bahsedilmediği ve bu konuda bir iddia ve verilmiş bir karar olmadığı da dikkate alındığında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.10.2007 gün ve 2007/6-195 esas, 2007/197 sayılı kararı ışığında, işyerinde yemek yenmesi ve paranın çalınması daha sonra buradan alınan anahtar ile otomobilin götürülmesi eyleminde araya zaman aralığı girmediği ve eylemin kesintiye uğramadan devam ettirildiği gözetildiğinde, sanığın eyleminin bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğu, suça vasıf verilirken ... bütünlüğü içindeki en ağır niteliğe dayanılması gerektiği ve bu nedenle sanık hakkında anılan Yasanın 142/2-d. maddesi ile uygulama yapılması gerektiğinden, öncelikle suça vasıf verilmesi ya da mükerrir bir davanın var olup olmadığının anlaşılabilmesi için, otomobilin çalınması ile ilgili ayrı bir davanın olup olmadığının araştırılması, varsa ve olanaklı ise her iki davanın birleştirilmesi, birleştirme olanaklı değil ise bu dava dosyasının onaylı bir suretinin getirtilerek denetim olanağının sağlanması için dosya içerisine konulması, ayrı bir dava yok ise otomobilin çalınması eyleminin iddianame düzenlenerek dava konusu yapılması ve sonucuna göre suça vasıf verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde uygulama yapılması, Kabul ve uygulamaya göre de; 3-5237 sayılı TCK'nın 145. maddesindeki "malın değerinin azlığı" kavramının, 765 sayılı TCK'nın 522. Maddesindeki "hafif" veya "pek hafif" ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, "değerin azlığının" 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi,olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle,daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması, 4-Mağdura ait lokantaya giren sanığın önce yemek yediği, daha sonra tezgah üzerinde bulduğu 30 Türk Lirası parayı çaldığı ve ihbar üzerine yolda seyir halindeyken polisler tarafından durdurulup yakalandığında, çaldığı paranın cebinde olduğunu söyleyerek iade ettiği, ancak mağdura ait lokantada yediği yemeğin karşılı olan parayı tazmin edip etmediğinin araştırılmadığı dikkate alındığında; öncelikle bu hususun mağdurdan sorulması, yemek bedelinin ödenmediğinin belirlenmesi halinde, mağdura kısmi iadeye onay verip vermediği sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin 4. fıkrasında tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağının tartışılması gerektiği gözetilmeden, zararın tamamı giderilmiş gibi kabul edilerek yazılı biçimde uygulama yapılması, 5-5275 sayılı Yasanın 108/4-5-6. maddesi gereğince denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevinin, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverilme kararını verecek olan hakime ait olduğu düşünülmeden, infazı kısıtlayacak biçimde denetimli serbestlik süresinin bir yıl olarak belirlenmesi, 6-Kasten işlenen suçlardan hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olan ve 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1.fıkrasında öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin seçimlik olmadığı gözetilmeden, anılan fıkranın (c) bendinde yazılı tedbire hükmedilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 326/son. maddesinin gözetilmesine, 20.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/6244, K. 2012/15617, T. 20.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-6244-e-2012-15617-k-5e7df494eb61