Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/29076 E. 2013/570 K.
Konu: Hırsızlık, Hırsızlık Malını Satın Almak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/29076
- Karar No
- 2013/570
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık, Hırsızlık Malını Satın Almak
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, hırsızlık malını satın almak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanığa yüklenen 765 sayılı TCK'nın 512/1. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının, suç tarihi olan 10.02.2005 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, II-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanığın olay günü tespit edilemeyen zamanda yakınana ait bağ evinin muhkem nitelikteki pencere demirini zorlayıp içeri girdiği, pek hafif değerde (700 TL) mal çaldığı, sanık başka bir olayda yakalandığında suçunu kabul edip çaldığı malları evinde ve hakkında suç eşyasını kabul edip saklamak suçundan hükümlülüğüne karar verilen diğer sanık ...'in evinde sakladığını belirtip, mallardan bir kısımın bu evlerde ele geçirildiği anlaşılmakla, yakınandan kısmi iadeye onay verip vermediği saptanıp sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin değerlendirilmemesi, 2-Uzlaşma kurumu uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir yöntemdir. İlk kez 5237 sayılı TCK'nın 73/8 ve 5271 sayılı Kanunun 253, 255. maddelerinde yerini bulmuş, kanundaki düzenleme yeterli olmaması ve uygulamanın sınırlı olması nedeniyle 5560 sayılı Kanun ile 73/9. maddesi yürürlükten kaldırılmak suretiyle uzlaşma kurumu tümüyle Ceza Muhakemesi Kurumu haline getirilmiştir. CMK'nın 253-254. maddelerinde değişiklikle alanı genişletilirken yöntemi ile de taraflara uzlaşma teklifi soruşturma aşamasında kural olarak Cumhuriyet Savcısı tarafından veya Cumhuriyet Savcısının talimatı üzerine adli kolluk görevlisince, kovuşturma aşamasında ise hakim tarafından, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddedilmesinin hukuki sonuçları anlatılarak yapılması olanaklı kılınmıştır. Hal böyle olunca hakim tarafından yapılan uzlaşma teklifinin anılan yasa değişikliğine uygun olarak yapması gerekeceği açıktır. İncelenen dosyada, 5560 sayılı Yasa ile değişiklik öncesi ve sonrasına göre, 5271 sayılı CMK'nın 253. maddede öngörülen yöntemlere uygun yakınana yapılmış bir uzlaşma teklifi bulunmadığı gibi, 03.06.2005 günlü oturumun ara kararı gereği çıkartılan tebligatda uzlaşmanın hukuki sonuçlarını anlatan herhangi bir meşruhatın da bulunmadığının anlaşılması karşısında; uzlaşmanın sağlanamadığının kabulü ile yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi, 3-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı dikkate alındığında, dosya içeriğine göre sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 493/1, 61, 81/2. maddeleriyle 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 168, 62, 53; 116/1, 62, 53; 151/1, 62, 53. maddeleri uyarınca, öncelikle denetime olanak verecek şekilde her iki yasa ile uygulama yapılıp, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından uzlaşma hükümleri de değerlendirilerek sonucuna göre lehe yasanın saptanması gerektiği, düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 15.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.