Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/2694 E. 2012/10413 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/2694
Karar No
2012/10413
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, İşyeri dokunulmazlığını bozma, Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ...'a yönelik işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların yargılama giderlerinden sebebiyet verdikleri oranda ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem dışı BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin bölümden, ''sanıklardan alınmasına'' cümlesinin çıkarılarak yerine “sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanıklar ... ve ...'ye yönelik, hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Oluş, Görgü tespit tutanağı,yerinde yapılan keşif ve bilirkişi beyanı ile dosya içeriğine göre; sanıklar ..., ... ve diğer sanık ...'ın gece vakti el ve işbirliği içinde yakınanın işyerinin giriş kapısının sağlam ve muhkem olan asma kilidini ele geçirilemeyen tornavida ile kırıp içeri girdikten sonra işyerinden hırsızlık yapmaları şeklinde gelişen eylemde; sanıkların işyerinin asma kilidini aletle zorlayarak açtığının belirlenmesi ve bu işlem sırasında anahtar ya da başka bir aleti anahtar gibi kullandığına ilişkin kanıt bulunmadığının anlaşılması karşısında; eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142.maddesinin 1-b fıkra ve bendine uyduğu gözetilmeden, aynı Yasa maddesinin 2-d fıkra ve bendi ile uygulama yapılmış ise de; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e maddesinde, anılan Yasanın 142/1-b, 143, 116/1-4, 119/1-c, 151/1. maddelerine uyan hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarının gerektirdiği cezalar için 8 yıllık süre belirlenmesi, aynı maddenin 2. fıkrasına göre 15-18 yaş grubunda bulunan sanıklar için bu sürenin üçte ikisinin geçmesiyle kamu davasının düşeceğinin öngörülmesi ve 67/4. maddesi de gözetildiğinde 7 yıl 12 aylık sürenin suç tarihi olan 10.11.2003 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunduğunun gözetilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkındaki açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, III-Sanık ...'a yönelik hırsızlık suçından kurulan hükmün incelenmesine gelince; Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yukarıda açıklandığı gibi;sanığın diğer sanıklar ... ve ...la işyerinin asma kilidini aletle zorlayarak açtığının belirlenmesi ve bu işlem sırasında anahtar ya da başka bir aleti anahtar gibi kullandığına ilişkin kanıt bulunmadığının anlaşılması karşısında; eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142.maddesinin 1-b fıkra ve bendine uyduğu gözetilmeden, aynı yasa maddesinin 2-d fıkra ve bendi ile uygulama yapılarak sonuçta sanık hakkında fazla cezaya hükmolunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 09.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/2694, K. 2012/10413, T. 09.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-2694-e-2012-10413-k-36dab8858b42