Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/18702 E. 2011/35526 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/18702
- Karar No
- 2011/35526
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan ...’nin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491/ilk, 552/1, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri uyarınca 1.620,00 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair BAKIRKÖY 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2008 tarihli ve 2007/429 esas, 2008/1016 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 22.07.2007 gün ve 2009/8341/40956 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 10.08.2009 gün ve KYB.2009/185837 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 09.09.2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(Tüm dosya kapsamına göre;
1- Kayden 01/08/1987 doğumlu olup, suçun işlendiği 26/05/2005 tarihinde 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunun 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 24. maddesine göre uzlaşma hükümlerine bağlı bulunması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “uzlaşma” başlıklı 253. maddesi hükümlerinin öncelikle uygulanması suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmamasında,
2- Suç tarihinde yaşı küçük olan sanık hakkında tayin olunan cezalardan, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 55/3. maddesi gereğince indirim yapılmamasında, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağanüstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan ayrıksı bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz.
Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir.
CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet Savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Bakırköy 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2008 gün ve 2007/429-1016 sayılı kararının sanığın yüzüne karşı tefhim edildiği ve temyiz yasa yoluna başvurulmadığı, ancak kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “ …7 gün içinde Yargıtay'da temyizi olanaklı olmak üzere…” dendiği, temyiz süresinin ne zaman başlayacağı konusunun ve başvuru yönteminin açık olarak belirtilmediği, Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur.
Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından hükmün kesinleşmesini önler, kesinleşmeyen hükümler hakkında da yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamaz.
Bakırköy 8.Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararında kanun yollarına başvuru süresinin ne şekilde başlayacağının yöntemine uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı gibi kararın da bu açıklamaları içerir biçimde sanığa tebliğ edilmediği görüldüğünden, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Bu nedenle hükmün, temyiz hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının ve başvuru yönteminin bildirilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen temyiz yasa yoluna başvurulmaması durumunda hüküm kesinleşeceğinden, ancak bu durumda yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru olanaklı hale gelecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında; kesinleşmeyen hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından;
1-) Bakırköy 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2008 tarih ve 2007/429-1016 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
2-) Sanık ...'ye anılan kararın, başvurulacak yasa yolu, temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendisine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağı, yöntemi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile usulüne uygun olarak tebliğ edilip, buna ilişkin belgeler ve sunarsa temyiz dilekçesi eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 19.07.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.