Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/18288 E. 2013/5855 K. – Yağma, Hırsızlık
Konu: Yağma, Hırsızlık, Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/18288
- Karar No
- 2013/5855
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma, Hırsızlık, Yaralama
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, Hırsızlık, Yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanıklar hakkında yakınan ...’a karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde, 5275 sayılı Yasanın 122. maddesi ile 647 sayılı Yasanın yürürlükten kaldırılmış olması ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 50/5. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre, hükmolunan cezanın tür ve miktarı bakımından, 5219 sayılı Yasa ile değişik 1412 sayılı CMUK'nın 305/1. maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmayıp kesin nitelikte olduğundan, sanık ... ve savunmanı ile sanık ... savunmanı ve katılan ... vekilinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE, II-Sanık ... hakkında yakınan ... ...’e yönelik 20.04.2004 günü işlediği eylemi nedeniyle kurulun hükmün incelenmesinde, Sanığın ... kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Aksi halin, sanığın; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Sanığın, diğer sanıkla birlikte yakınanın işyerine gelerek, tehditle kasadan para aldıklarının anlaşılması karşısında; eylemin tamamlandığı gözetilmeden, kalkışma hükümleriyle uygulama yapılması, sanığın fikir ve eylem birliği içinde diğer sanıkla birlikte yağma suçunu işlemesi nedeniyle, koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Yasanın 39. maddesiyle hüküm kurulması, 5237 sayılı Yasa hükümleri lehe görülerek hüküm kurulduğu halde, hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi ve ertelenmesi sırasında 647 sayılı Yasanın 4, 6. maddeleriyle uygulama yapılması kanuna aykırı ise de; vaki uygulama ile sonuç ceza açıkça sanık lehine olduğundan ve karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, III-Sanık ... hakkında yakınan ... ...’e yönelik 20.04.2004 günü ile 16.06.2004 günü gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle kurulan hükümlerin incelenmesine gelince, 1-Sanığın yakınan ...’nin işyerine 16.06.2004 günü gece 03.00 sıralarında yakınanın işçileri ... ve ... olduğu halde gelerek bıçak çekip kasadan 25 TL para aldığının anlaşılması karşısında; eylemin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Sanığın, anılan yakınanın işyerinde 20.04.2004 günü işlediği eylemiyle ilgili olarak; Ordu Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2005 günlü, 2004/215-2005/52 sayılı hükümlülük kararının sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan karar aynı dosyada sanık olan ... savunmanının yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.12.2005 günlü yazısı ile 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için, dosyanın iade edildiği, mahkemece iade kararına uyulup, hükmü temyiz etmeyen sanık ...’nin kesinleşen dosyası mevcut hukuki durumu betimlemekle birlikte yine de birleştirme kararı verilip incelemeye konu kararın verildiği anlaşılmışsa da; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade yazısı sonrasında ki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, (20.04.2004 tarihli eylemi için diğer yönleri incelenmeyen) hükümlerin açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16.06.2004 tarihli eylemi için sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.