Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/8365 E. 2010/11992 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/8365
- Karar No
- 2010/11992
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2008 günlü kenar yazısı ile Daireye gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükümlü ...’ın eylemine uyan 5237 sayılı TCY.nın 149/1-a, c, h, 35/2, 62. Maddeleri uyarınca 2 yılın üzerinde hapis cezası verilmesi gerekirken 15.07.2005 tarihinde aynı Yasanın 149/1-a, c, h, 150/2, 35/2, 62. maddeleri gereğince yanlış uygulama sonucunda 1 yıl 15 gün hapis cezasına hükmolunması, CGK.nun 04.03.2008 tarih ve 2008/6-47, 43 sayılı kararı da gözetildiğinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla yapılan temyiz incelemesine göre; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde lehe Yasanın belirlenmesi amacıyla verilen uyarlama kararlarının duruşma açılarak verilmesi gerekir. Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, hükümlüler yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre suç oluşturan eylemler nedeniyle ... cezanın anılan Yasanın 61. maddesindeki ölçütlerde gözetilerek ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması bakımından duruşma açılarak hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, 2- Hükümlü ... ve suç ortağının, mağduru gece sayılan saat 01.45 sıralarında bıçak zoruyla yağmalamaya kalkıştıklarının anlaşılması karşısında; eylemin TCY’nın 149/1. maddesinin (a), (c), (h) fıkralarına uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden, adı geçen hükümlü hakkında, anılan yasanın 149/1. maddesinin (a) bendiyle uygulama yapılması ve suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunan hükümlü hakkında cezasından yaş küçüklüğü nedeniyle yapılan indirime dayanak somut norm’un, aynı yasanın 31/3. yerine 31/2. maddesi olarak gösterilmesi, 3- 5237 sayılı Yasanın 150.maddesinin 2.fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, 150.maddenin 2.fıkrasına düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek hükümlülerin cezasından indirim yapılması, 4- Hükümlü ... hakkında, kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla hükümlülüğün yasal sonucu olarak hükümlünün, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 5-Hükümlü ... hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 6- Hükümlü ...’ın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 497/2, 61, 59; hükümlü ...’ın eylemine uyan aynı Yasanın 497/2, 61/1, 55/3, 59. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan hükümlü ... için 149/1-a, c, h, 35/2, 62; hükümlü ... için aynı yasanın 149/1-a, c, h, 35/2, 31/3, 62/1. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, 5237 sayılı Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, 5237 sayılı Yasanın hükümlüler yararına olduğunun gözetilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlüler lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 30.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.