Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/5402 E. 2010/13058 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/5402
Karar No
2010/13058
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dikili Asliye Ceza Mahkemesinin 11.07.2003 günlü, 2003/89-171 sayılı hükümlülük kararı sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan karar dosyanın diğer sanıklar savunmanlarının yasal süresi içerisindeki temyizleri üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 03.10.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için, “diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmanın 5320 sayılı Yasanın 8/1. ve 1412 sayılı Yasanın 325. maddesi uyarınca temyiz isteği reddedilen sanık ... içinde geçerli sayılmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyulup, bozma ilamından temyiz isteği reddedilen ...’da yararlandırılarak 24.11.2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; Hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen veya temyiz isteği reddedilen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi, somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabileceğinden, hükümlü ... hakkındaki yargılamanın uyarlama yargılaması olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Yasal süre içinde temyiz başvurusunda bulunmayan hükümlü ... savunmanının temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince REDDİNE, Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyize gelince; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Gerekçeli karar başlığında sanık ...’in nüfusa kayıtlı olduğu yer ile sanık ...’nın doğum tarihinin yanlış yazılması, 2- 5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1-son. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların suç ortakları ile birlikte gece sayılan zaman dilimi içerisinde yakınana ait sokağa kilitli olarak park edilen kamyonun sağlam ve dayanıklı olan yakıt deposunun kilidini tornavida ile zorlamak suretiyle açarak hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında; suçun anahtarla ya da diğer bir aletin anahtar gibi kullanılarak kilit açmak suretiyle gerçekleştirildiğine ilişkin kanıt bulunmadığı gözetilmeden, yakınanın şikayetçi olmaması da gözetildiğinde, eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi, 3- 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 765 sayılı TCY’nın 493/1-son; 5237 sayılı Yasaya göre ise 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasanın belirlenip uygulama yapılması zorunluluğu, 4- 5237 sayılı TCK.nun 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın özgülenen kastı ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleme amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması, 5- Kabul ve uygulamaya göre de; a- Sanıkların, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, sanıkların bazı haklardan yoksun kılınmasına karar verilmesiyle yetinilmesi, b- Sanıklar ..., ... ve ..., hakkında hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5-14. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 08/07/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/5402, K. 2010/13058, T. 08.07.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-5402-e-2010-13058-k-c8a226f04639