Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/27378 E. 2012/11415 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/27378
Karar No
2012/11415
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b, 143, 35, 31/3 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelemede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Uzlaşma; uzlaşmazlığın taraflarının bu suretçe anlaştırılması ve anlaşmaları anlamına gelir. Uzlaşmazlığın tarafı Devlet olup fail ve mağdur ise süjedir. Anlaşma uzlaşmada bunları taraf haline getirmektedir. Süjeler ancak uzlaşmada anlaşır. Fail ve mağdur karar sürecine katılmış olmakla açıkladıkları irade esas alınıp uzlaşmazlık çözümlenmelidir. Uzlaşma kurumu onarıcı bir adalettir. Somut olayda; Yakınan ... 26.10.2007 günlü oturumda sanıklardan şikayetçi olmadığını vazgeçmenin sonuçlarını bildiğini, uzlaşma olursa onu da kabul edeceğini ve tazminat talebinin olmadığını açıklaması karşısında, kayden 02.02.1984 ve 04.10.1988 doğumlu olup 06.02.2006 olan suç tarihinde 15-18 yaşı gurubunda kalan sanıklar hakkında 5395 sayılı Yasanın 24.maddesi uyarınca uzlaşma hükümleri değerlendirilmeden duruşmaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi, 2- Uygulamaya göre de; 5237 sayılı Yasının 61. maddesiyle cezanın belirlenmesinde, izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konulmuştur. Buna göre somut olayda ilgili suç tanımında belirtilen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmündeki ölçütler dikkate alınacaktır. Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt ve üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek istenmiştir. Bu açıklamalar ışığında bir suçtan dolayı TCK’nun 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurulacak ve somut gerekçeler de belirtilmek suretiyle kanundaki cezanın alt ve üst sınırı arasında takdir hakkı kullanılacaktır. Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Yasanın 3. maddesinin birinci fıkrasındaki ” Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklindeki hüküm de gözetilmek zorundadır. Hakimin temel cezayı belirlerken değindiği gerekçesi suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçları, işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksirine dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik ile dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yerinde ve yeterli olmalıdır. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının da amacı ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır. İki sınır arasında cezayı belirleme hakime ait ise de bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması bu bağlamda suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu, geçmişi, topluma kazandırılması hususlarının göz önünde tutulmasının yanında bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması zorunludur. Hal böyle olunca; Sanıkların, mağdura ait işyerinin önündeki daraba demirlerini kestikleri sırada ihbar üzerine olay yerine intikal eden kolluk güçlerince görülmeleri üzerine, eylemlerini tamamlayamadan yakalandıkları ve yakınanın şikayetçi olmadığını açıkladığı olayda; yakınanın 26.10.2007 günlü beyanı dikkate alınmadan mala zarar verme ve geceleyin işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından ihbarda bulunup, sübut bulan eylem ile ilgili temel ceza belirlenirken TCK.nın 61.maddesinde belirtilen hususlar somut olaya göre göz önünde bulundurulup, somut gerekçeler belirtilmeden hukuki dayanaktan yoksun somut olaya uygun olmayan bazı deyimleri ard arda tekrar edip, “takdiren ve teşdiden” denilmek suretiyle hak ve nesafet kuralları ile orantı ölçütü göz ardı edilerek sanıklar hakkında yazılı şekilde temel ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 22/05/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/27378, K. 2012/11415, T. 22.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-27378-e-2012-11415-k-dd6c5de54657