Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/22730 E. 2010/8737 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/22730
- Karar No
- 2010/8737
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan sanıklar ... ve ... ...ün, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1-son, 522 maddeleri gereğince 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair, Çarşamba Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2001 tarihli ve 2001/270 esas, 2001/862 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun daha lehe olması sebebiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına dair, ÇARŞAMBA 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/02/2008 tarihli ve 2001/270 esas, 2001/862 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 10/10/2008 gün ve 51461 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 31/10/2008 gün ve 218634 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 13/11/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; Dosya kapsamına göre, ek kararın verildiği 20/02/2008 tarihli son oturumda müştekinin şikayetinden vazgeçmiş olması karşısında, mala zarar verme suçu yönünden sanıkların cezalandırılmayacağı göz önüne alındığında, mahkemenin kabulüne göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından verilecek cezanın toplam 1 yıl 19 ay 25 gün hapis cezası olması gerektiği ve bu cezanın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince verilen 4 yıl hapis cezasından daha lehe olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; Mahkemenin 20.02.2008 gün ve 270-862 sayılı ek kararı ile ‘hükümlü ... ün yokluğunda, 7 günlük yasal süresi içinde dilekçe ile müracaatı halinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar’ şeklinde yazılması suretiyle yasa yoluna başvuru süresinin ne zaman başlayacağının ve yasa yolunun ne olduğunun usulüne uygun olarak belirtilmediği gibi başvuru şeklinin eksik gösterildiğinin anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca hükmün kesinleşmediği ve kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetildiğinde mahkemenin 20.02.2008 gün ve 2001/270-862 sayılı ek kararının hükümlü ... açısından kesinleşmemesi; hükümlü ... yönünden ise, 30.06.2005 tarih, 2001/270-862 sayılı karar ile 5237 sayılı Yasa uyarınca kurulan uyarlama hükmünün, süresinde adı geçen hükümlü tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; mahkemenin karara bağladığı dosyayı yeniden ele alarak yargılama sonunda verdiği 20.02.2008 gün ve 270-862 sayılı kararın hukuken yok hükmünde olması nedeniyle ortada kanun yararına konu olabilecek bir hüküm bulunmaması karşısında kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, hükümlü ...’e, anılan karara karşı; başvuru şekli, başvurabileceği yasa yolu ve sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı hususlarını da gösterir biçimde açıklamalı olarak yeniden yöntemine göre tebligat yapılıp, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve hükmün temyizi halinde, esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 08.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.