Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/21191 E. 2010/5751 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/21191
Karar No
2010/5751
Karar Tarihi

Hırsızlık suçundan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1, 61, 59, 81/2 (4'er kez), 71. maddeleri gereğince 46 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, AKHİSAR Asliye Ceza Mahkemesinin 16/12/2002 tarihli ve 2002/540-834 sayılı kararın infazı sırasında 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine sanığın, anılan Kanun'un 142/1-b, 143/1, 145/1, 35/1, 62/1, 151/1, 62 (4'er kez), maddeleri uyarınca 2 ay 6 gün, 3 ay 10 gün, 2 ay 6 gün, 3 ay 10 gün, 2 ay 6 gün, 3 ay 10 gün, 2 ay 6 gün ve 3 ay 10 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 53/1-a-b-d-e maddesindeki hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına ilişkin, aynı Mahkemenin 13/06/2005 tarihli ve 2002/540-834 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 25.07.2008 gün ve 2008/10229/41577 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.08.2008 gün ve KYB/2008-164926 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 04.11.2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Tüm dosya kapsamına göre; 1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddelerindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinden karar verilmesinde, 2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesindeki "malın değerinin azlığı" kavramı ile, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerlik bulunmadığı, "değer azlığının" 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar, değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, sanığın cezalarından 5237 sayılı Kanun'un 145. maddesi gereğince indirim yapılmasında isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan istisnai bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz. Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir. CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; Akhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 13.6.2005 tarih ve 2002/540-2002/834 sayılı kararının dosya üzerinden verildiği, hükümlü ...'a 22.6.2005 günü tebliğ edildiği, hükümlü kararı temyiz etmemiş ise de, kısa kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “dosya üzerinden itirazı kabil olmak üzere 7 gün içinde kararı veren merciye verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek şartıyla” dendiği,İlkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak anılan uyarlama kararında hükme karşı başvurulacak kanun yolunun temyiz yerine, itiraz olarak gösterildiği gibi hükümlüye yapılan tebligatta bu açıklamaların yer almadığı, bu nedenle yapılan tebligatın geçersiz olduğu, uyarlama kararının kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği, yukarıdaki açıklamalar ışığında uyarlama hükmünün henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında; 1-) Akhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 13.6.2005 tarih ve 2002/540-2002/834 sayılı uyarlama kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2-) Hükümlü ... hakkındaki 13.6.2005 tarih ve 2002/540- 2002/834 sayılı kararın hükümlüye, CMK’nun 232/6.maddesine uygun olarak yasa yolu başvurusu için ek kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Yargıtay'a temyiz yoluna başvurabileceği ve başvuru yöntemini açıklayan davetiye ile tebliği, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 06.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/21191, K. 2010/5751, T. 06.05.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-21191-e-2010-5751-k-9266c354260f