Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/194 E. 2013/4141 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/194
Karar No
2013/4141
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, Yağmaya kalkışma, 6136 sayılı Yasaya aykırılık, Şantaj HÜKÜM : Kısmen beraat, Kısmen mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I) Katılan ... vekilinin sanık ... hakkında şantaj suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Yakınan ...’ın 14.01.2004 günlü oturumda sanık ... hakkındaki yakınmasını geri aldığı ve anılan sanığa karşı katılan sıfatının ortadan kalkmış olduğunun anlaşılması karşısında, yakınan ... vekilinin, bu sanığa yönelik kararı temyiz etme hakkı bulunmadığından, temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE; II) Sanık ... hakkında, yağmaya kalkışma suçundan kurulan beraat hükmüne konu eylemin suç eşyasını kabul etme suçunu oluşturacağına ilişkin o yer Cumhuriyet Savcısının ve aynı eylemin yağmaya katılma suçu olacağına ilişkin katılan ... vekilinin temyiz istemleri ile sanıklar ... ve ... hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan kurulan hükmün sanık ... savunmanı ile her iki sanık yönünden katılan vekilinin; sanık ... ... hakkında şantaj suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; Sanık ... ...’ın, suçun işlenmesinden önce henüz belli bir kişi üzerinde somutlaşmadan hazırlık hareketleri kapsamında, suç işleme fikrinin oluşması ve suçun işleneceği kuyumcunun belirlenebilmesi için çeşitli mahallerde keşif olaylarına katıldığı, ancak yağma eylemini fiilen gerçekleştiren diğer sanıklar tarafından, bazı nedenlerle grubun içinden çıkartılıp, kendisinden habersiz gerçekleştirilen yağma suçunu ve elde edilen geliri öğrenince, kolluğa ihbar etmeme karşılığında diğer sanıklardan para almasının, Mahkemenin yerinde bulunan kabul ve uygulaması doğrultusunda, 5237 sayılı Yasanın 107/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturan eyleminin, suç tarihi itibariyle hükümde değinilmeyen 765 sayılı TCK.nın 192. maddesine uyan suçu oluşturduğu; Sanık ...’ın, damadı olan sanık ...’in düğünde kullanacağı için kendisinden istediği, ancak yağma suçunda kullanılan otomobil ile 6136 sayılı Yasa kapsamında kalmayan tabancasını vermesinden sonra, diğer sanıkların suçtan elde ettikleri paraları hoyratça harcamasını görüp kaynağını araştırdığında, önce sahte döviz işi yapıldığı yönünde istihbarat bilgisi edindiği ve bunun üzerine kendi borçlarını kapatmak için damadı sanık ...’den bir miktar para aldığı, sonrasında ise paranın yağma suçu sonucunda elde edildiğini öğrendiğine ilişkin, gerek sanık ...’ın gerekse diğer sanıkların aşamalardaki savunmalarının aksine bir kanıt elde edilemediği ve sanığın eyleminin bu haliyle 765 sayılı TCY.nın 512/1.maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu; Anlaşılmış ise de; Suçların işlendiği 30.03.2008 tarihi ile inceleme tarihi arasında, uygulanması istenen 765 sayılı TCK’nın 192/2, 512/1 ve 6136 sayılı Yasanın 13/1. maddelerinde öngörülen cezaların tür ve süresine göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde yazılı 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ve katılan ... vekili ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, III) Sanıklar ... ve ... ile ... hakkında yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar ... ve ... savunmanlarıyla katılan ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Dosya içeriğine uygun kabule göre; sanıkların, olay günü saat 09.00 sıralarında yakınanı işyeri içerisinde silahla etkisiz hale getirerek, arka tarafta bulunan mutfağa götürüp el ve ayaklarını koli bandı ile bağlayarak kasada bulunan ziynet eşyası ile dövizleri almak suretiyle eylemlerini gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında; a)Suç tarihi itibariyle 765 sayılı TCK.nın yürürlükte bulunduğu ve gerek anılan Yasanın 2/2, gerekse 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 7/2. maddelerine göre, sanıkların eylemlerinin anılan her iki Yasaya göre ayrı ayrı değerlendirilip, lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerektiğinden, 765 sayılı Yasayla ilgili değerlendirme yapılmadan yazılı biçimde hüküm kurulması; b) 5237 sayılı TCY.nın 148 ve 149. maddelerinde tanımlanan yağma suçu ile 765 sayılı TCY'nın 499. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCY.nın 149/1-a-c-d maddesine uyan yağma suçunun yanı sıra aynı Yasanın 109/2, 109/3-a-b maddelerine uyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu gözetilerek, her iki yasa ayrı ayrı uygulanıp sonuç cezalar tespit edildikten sonra, sanıklar yararına olan yasanın belirlenmesi zorunluluğu; Kabule göre; c)Yağma suçunun işyeri içinde gerçekleştirildiği gözetilerek, anılan suçtan temel ceza belirlenirken, 5237 sayılı Yasanın 149/1. maddesinin (d) bendinin değerlendirmeye alınmaması; d) Sanıkların, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması; e) 5237 sayılı TCK.nın cezaların toplanmasına ilişkin bir düzenleme içermemiş olması, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesinde de kesinleşmiş hükümlerin infaz aşamasında toplanmasının düzenlenmiş olması karşısında; sanıklar ... ile ... hakkında farklı suçlardan hükmolunan cezaların toplanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, 2-İnfazı kısıtlayacak biçimde, infazın 647 sayılı Yasaya göre yapılmasına karar verilmesi; Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarıyla katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/194, K. 2013/4141, T. 06.03.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-194-e-2013-4141-k-4ecd80e5e0b0