Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/17641 E. 2010/4585 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/17641
Karar No
2010/4585
Karar Tarihi

Çıkar amaçlı suç örgütü üyesi olmak ve gasp suçlarından sanık ...’in, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nun 1/2, 1/6 (iki defa), 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 495/1, 496, 65/3, 59/2 (üç defa), 81/1-3 (üç defa), 71. maddeleri uyarınca 18 yıl 10 ay 23 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 14/09/2001 tarihli ve 2000/96 esas, 2001/134 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 5237 sayılı Kanun’un 220/2-3, 62 (üç defa), 149/l-f-g (iki defa) maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün, 8 yıl 4 ay ve 4 yıl 2 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, bu cezalarının anılan Kanun’un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/07/2005 tarihli ve 2000/96 esas, 2001/134 sayılı ek kararının tebliğ edilerek kesinleştirilmesini müteakip, hükümlü ...’in 10/11/2005 tarihli dilekçesi ile yapılan temyiz talebinin reddine dair, ANKARA 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/05/2006 tarihli ve 2006/454 değişik iş sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 30/06/2008 gün ve 200637312 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 24/07/2008 gün ve KYB.2008148367 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 25/09/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (1- Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/07/2005 tarihli ve 2000/96 esas, 2001/134 sayılı ek kararı ile ilgili olarak: a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde, b) Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fikrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” 3. fikrasında ise “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte olmayan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde, 2- Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/05/2006 tarihli ve 2006/454 değişik iş sayılı ek kararı ile ilgili olarak; benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 17/07/2006 tarihli ve 2006/5179-13861 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; avukatın hukuki yardımının ceza yargılamasını sonuçlandıran kararın kesinleşmesiyle sona erdiği, yeni bir vekalet akti ya da yasal görevlendirme olmadıkça bu aşamada da görevinin devam edeceğine ilişkin bir kanun hükmünün bulunmadığı, bu nedenle ek kararın Şenol Özel’e tebliğ işleminin geçerli sayılamayacağı anlaşılmasına göre, geçerli tebliğ söz konusu olmayan ve kesinleşmemiş bulunan ek karara karşı sanık tarafından verilen 10/11/2005 tarihli dilekçenin öğrenme üzerine verilmiş temyiz dilekçesi olarak merciince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde temyiz talebinin reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.03.2007 gün ve 2007/6-13-2007/54 sayılı kararı ile avukatlık sözleşmesinin kesin hüküm elde edilince sona ereceği, kesinleşme sürecinden sonraki işlemler için aynı avukatın işe devam etmesi isteniyorsa ayrı bir avukatlık sözleşmesi yapılması gerektiğinin hükme bağlanmış olması ve dosya içerisinde sözleşmenin yenilendiğine ilişkin bir belgenin bulunmadığının anlaşılması karşısında; hükümlünün önceki avukatına yapılan tebligatın geçerli bir sonuç doğurmayacağı ve hükümlünün yaptığı temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edildiğinden, Ankara 11 Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2006 gün ve 2006/454 değişik iş sayılı kararının hukuki değerden yoksun yok hükmünde olması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, esas hakkında düşünce içeren ek tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize iadesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 21.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/17641, K. 2010/4585, T. 21.04.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-17641-e-2010-4585-k-af4b73f27db2