Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/1151 E. 2010/6345 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/1151
- Karar No
- 2010/6345
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Önceki hükmün aynen infazına Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 günlü 2008/9-7-56, 13.05.2008 günlü 2008/10-101-113 ve 16.06.2009 günlü 2009/57-168 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, Mevzuatımızda zorunlu müdafiilik sistemini öngören yasanın amacı, kendisini savunmak için yeterli maddi olanağı bulunmayanların bu hakkı kullanamamalarından kaynaklanabilecek olası hak kayıplarının önlenmesi, dolayısıyla da savunma hakkının etkin kullanılabilmesinin sağlanması suretiyle adil yargılanmanın gerçekleştirilmesidir. Bunun doğal sonucu olarak, maddi olanakları elverişli olan sanık nasıl ki vekâletname vermek suretiyle dilediği avukatı serbestçe tayin edebiliyorsa, parası olmayan sanığın da aynı şekilde müdafiiliğini üstlenecek avukatını serbestçe belirleyebilmesi, en azından kendisine tayin edilen avukatı beğenmediğinde değiştirme hakkının bulunması, daha da ötesi, görülmeye başlayacak davada kendisine müdafii olarak bir avukat atanacağının sanığa bildirilmesi gereklidir. Kendisine müdafii atandığını dahi bilmeyen ya da kendisine müdafii atanmakla birlikte beğenmediği takdirde bu avukatın değiştirilmesini isteme hakkına sahip bulunmayan bir sanığın, atandığını dahi bilmediği veya beğenmediği halde muhatap olmak zorunda kaldığı müdafiin tüm tasarruflarından sorumlu tutulması gerektiğini veya bu müdafiin yaptığı tüm işlemleri peşinen kabul etmiş sayılacağını söylemek nasıl mümkün değilse, böyle bir durumda savunma hakkının tam anlamıyla kullanılabileceğini düşünmek te olası değildir. Kendisine zorunlu bir müdafii görevlendirileceğinin sanığa bildirilmediği ve sanığın bu konudaki iradesine değer verilmediği ya da başka bir ifadeyle sanığın bu konudaki iradesinin dosya kapsamından anlaşılamadığı durumlarda hükmün müdafii yanında sanığın kendisine de tebliğinin adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle Kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmaz. 1412 sayılı CMUK.nun 138, 141 ve 5271 sayılı CMK.nun 149, 150. maddeleri uyarınca, şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturmanın her evresinde savunman talep edebileceği gibi şüpheli veya sanık on sekiz yaşını doldurmamış yada sağır, dilsiz veya kendini savunamayacak durumda malul olursa istemi aranmaksızın savunman atanacağı, baroca istem halinde veya Yasa gereği zorunlu olarak atanan savunmanın görevinin hükmün kesinleşmesiyle son bulduğu, kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağından, bu durumda zorunlu savunman velev ki sanığın lehine gibi görünen bazı işlemler yapmış olsa; örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve sanık tarafından temyiz dilekçesinin verilmesi halinde, temyiz isteminin kabul edilmesi gerekmektedir. İnceleme konusu somut olaya gelince; uyarlama istemi üzerine, Mahkemece duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması sırasında, 5271 sayılı CMK’nun 150/3. maddesi gereğince mahkemenin isteği üzerine sanığa savunman atandığı, uyarlama kararının sanığın atandığından haberdar olmadığı bu savunman tarafından temyiz edildiği ve Kararın hükümlüye tebliğine ilişkin belgeye de dosya içerisinde rastlanılamadığının anlaşılması karşısında; Öncelikle hükümlü ...’ya savunmanın temyizine muvafakat edip etmediği sorulup bu husus tutanağa bağlanarak, Fatih 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.05.2006 günlü, 1997/54-1998/1371 sayılı Ek Kararının adı geçen hükümlüye başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile usulüne uygun olarak tebliği ile bu belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten bu konuda ek tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına İADESİNE, 13.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.