Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/18678 E. 2010/115 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/18678
- Karar No
- 2010/115
- Karar Tarihi
Gasp ve gündüzleyin mesken masuniyetini ihlal suçlarından sanık ...’nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 497/1 (üç defa), 193/1 (üç defa), 77/1. maddeleri gereğince 36 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, KAYSERİ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/11/1987 tarihli ve 1987/129-160 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerin uygulanması talebi üzerine, gasp suçundan dolayı 5237 sayılı Kanun’un 149/1-a (üç defa), 150/2 (üç defa), 62/1 (üç defa). maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile üç defa cezalandırılmasına, mesken masuniyetini ihlal suçundan karar verilmesine yer olmadığına dair, aynı Mahkemenin 16/06/2005 tarihli ve 1987/129-160 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 04/07/2007 gün ve 2007/35643 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 09/08/2007 gün ve KYB.2007151855 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 13/09/2007 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddelerindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 150/2. maddesindeki “Malın değerinin azlığı” kavramı ile, 765 sayılı Kanun’un 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerlik bulunmadığı, “Değer azlığının” 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma halinde, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun’un 150/2. maddesi gereğince indirim yapılmasında, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Hükümlü yararına olan Yasanın belirlenmesine yönelik uyarlama istemi üzerine Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesince 16.06.2005 gün ve 1987/129 esas, 1987/160 karar sayılı ek kararın verildiği, anılan karar 13.07.2005 tarihinde adı geçen hükümlüye tebliğ edilmesine karşın, temyiz yasa yoluna başvurulmadığı; ilkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak anılan uyarlama kararında hükme karşı başvurulacak kanun yolunun temyiz yerine, itiraz olarak gösterildiği ve başvurulacak mercii ve başvuru yöntemi gösterilmediği gibi hükümlüye yapılan tebligatta bu açıklamaların yer almadığı, bu nedenle yapılan tebligatın geçersiz olduğu, uyarlama kararının kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebilecektir. Ek kararın, temyiz hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu (temyiz), süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen temyiz yasa yoluna başvurulmaması durumunda hüküm kesinleşeceğinden, ancak bu durumda kanun yararına bozma yasa yoluna başvuru olanaklı hale gelecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında, kesinleşmeyen hükme karşı kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından; 1-) Kayseri 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2005 gün ve 1987/129-160 sayılı uyarlama kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2-) Hükümlü ...'ya anılan ek karar, yasa yollarına başvuru süresini, sürenin tebliğden başlayacağını, merciini, şeklini ve yöntemini gösterir biçimde açıklamalı olarak yöntemine göre tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi eklendikten ve esas hakkında görüş bildiren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 19.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.