Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/18464 E. 2011/44454 K.

Konu: Hırsızlık, Mala Zarar Verme, İşyeri Dokunulmazlığını Bozmak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2007/18464
Karar No
2011/44454
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık, Mala Zarar Verme, İşyeri Dokunulmazlığını Bozmak

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını bozmak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Hükümlüler hakkında Mala zarar verme suçları yönünden kurulan hükmün incelenmesinde; Sanıklar hakkında hükmolunan cezanın türü, miktarı ve karar tarihine göre, 1412 sayılı CMUK.nun 5219 sayılı Yasa ile değişik 305/1. maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmadığından, sanıklar savunmanlarının temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca tebliğname gibi REDDİNE, II-Sanıklar hakkında Hırsızlık suçu yönünden kurulan hükmün incelenmesinde ise; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, sanıklar savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin istem gibi ONANMASINA, III-Sanıklar hakkında işyeri dokunulmazlığını bozmak suçu yönünden kurulan hükmün incelenmesine gelince; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanıkların gece sayılan zamanda yakınanın işyerine birlikte girerek hırsızlık yaptıklarının anlaşılması karşısında; cezalarının TCK'nun 119/1-c. Maddesi uyarınca artırılması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlüler ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlüler lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 26.10.2011 tarihinde oyçokluğuyla ile karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ; Sanıklar ..., ... ve ... hakkında 24.03.2001 tarihinde işledikleri hırsızlık suçu nedeni ile Muş Asliyle Ceza Mahkemesince 15.01.2002 tarihli kararla mahkumiyetlerine karar verilmiş olup, karar Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 01.03.2004 tarihli kararı ile onanarak kesinleşmiştir. (Barış ve Medeni hakkında 765 sayılı TCK 493/1-son, 522, 2253 S.K. 12/2 , TCK 59. maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis cezası; Gökmen için 765 sayılı TCK 493/1-son, 522, 55/3, 59. maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezası) Karar infaz aşamasında iken 5237 sayılı TCK ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun yürürlüğe girmesi nedeni ile hükümlüler hakkında infazın durdurularak uyarlama yargılaması yapılmasına karar verilmiştir. Yapılan uyarlama yargılaması sonunda 17.04.2007 tarihli kararla sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın lehe olduğu belirlenerek; 1-...'ın Hırsızlık suçundan TCK 142/1-b, 143, 31/3, 62.maddeleri gereğince 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile; Izrar suçundan TCK 151/1, 31/3, 62, 50. maddeleri gereğince 1000 TL Adli para cezası ile; Geceleyin Konut dokunulmazlığını (işyeri) bozmak suçundan TCK 166/2-4, 31/3, 62, 50. maddeleri gereğince 3.900 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; 2- ... ve ...'in ise; Hırsızlık suçundan TCK 142/1-b, 143, 31/2, 62, 50. maddeleri gereğince 7000 TL adli para cezası ile; Izrar suçundan TCK 151/1, 31/2, 62, 50. maddeleri gereğince 660 TL adli para cezası ile; Geceleyin Konut dokunulmazlığını (işyeri) bozmak suçundan TCK 166/2-4, 31/2, 31/2, 62, 50. maddeleri gereğince 2320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Uyarlama kararının hükümlüler müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizin sayın çoğunluğunca 26.10.2011 tarihli kararla; 1-Mala zarar verme suçu yönünden temyiz isteminin REDDİNE, 2- Hırsızlık suçu Yönünden hükmün ONANMASINA, 3-İşyeri dokunulmazlığı yönünden ise cezanın TCK 119/1-c maddesi gereğince arttırılması gerektiği düşüncesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile farklı düşünülen nokta uyarlama kararı niteliğindeki bu kararın kısmen red, kısmen onama, kısmen de bozma şeklinde uygulama yapılmasının yasaya uygun olup olmadığı noktasındadır. Kanaatim, kararın uyarlama kararı olması nedeni ile hükmün bir bütün olarak değerlendirilip, onama veya bozma işlemi yapılması gerektiği yönündedir. Şöyle ki; Uyarlama yargılaması, değişen ceza kanunları nedeni ile hükümlüler lehine düzenleme yapılmış olma ihtimalinden ve TCK 7. maddesinden kaynaklanmaktadır. Hakimin önünde kesinleşmiş ve kısmen infaz edilmiş bir hüküm bulunmaktadır. Hakimin görevi 5237 sayılı TCK 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı hakkında kanunun 98, 5728 sayılı yasanın Geçici 1. maddeleri ile Ceza Genel Kurulu'nun kabulü ve uygulamaları ışığında lehe olan yasayı bulmaktır. Yani ikinci yapılan yargılama bir nevi önceki hükmün karşılığını yeni yasada bulmak ve lehe ise uygulamaktan ibarettir. Bu kararda da görüldüğü üzere önceki yasada ve hükümde olmamasına rağmen yeni hükümde sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar verme suçlarından da hüküm kurulmuştur. Bu suçlar yeni yasanın lehe olduğu kabul edildiği sürece varlığını korur, yeni yasanın aleyhe olduğu kabul edildiğinde ise varlıklarını yitirirler. Dolayısı ile sanıkların tek başına mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığını bozma suçlarını işlediklerinden söz edilemez. Uyarlama amacıyla kurulan ikinci hükümde ilk hükümdeki Hırsızlık suçunun açılımı niteliğindeki birden fazla suçla ilgili olarak ayrı ayrı onama, bozma veya red kararı verilmesi lehe olan yasanın belirlenmesinde sorun yaratacağı gibi, kısmen kesinleşen bu suçlara ilişkin ilamların ayrı ayrı infaza verilmesi, infazı devam etmekte olan ( örneğin içtimalı olup infazı devam eden veya ceza miktarı itibariyle infazına devam edilen ) hükümler yönünden infaz edilecek cezanın miktarının belirlenmesi yönünden büyük sorun oluşturacaktır. Bu nedenle hakim hüküm kurarken nasıl ki eski ve yeni yasanın tüm hükümlerini birlikte değerlendirerek lehe olan yasayı belirliyorsa, Yargıtay ceza dairesi de eski yasadaki tek suçun açılımı niteliğinde olan ancak yeni yasada birden fazla suç oluşturan eylemlerle ilgili olarak, ( hakimin bir bütün olarak uygulama yapmasına olanak sağlamak amacıyla)bir bütün olarak onama veya bozma kararı vermelidir. Eylemleri bölerek onama veya bozma yapması uyarlama yargılaması usulüne aykırıdır. Belirtilen nedenlerle, Sayın çoğunluğun görüşünden farklı olarak, Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesine ait kararın hırsızlık ve mala zarar verme suçları yönünden de bir bütün olarak bozulması gerektiği düşüncesindeyim. 26.10.2011 ...

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/18464, K. 2011/44454, T. 26.10.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2007-18464-e-2011-44454-k-2a575e0667e7