Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/15434 E. 2011/20524 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/15434
- Karar No
- 2011/20524
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) 5237 sayılı TCK’nun 149/1-a-c, 150/2, 62/1 ve 53. maddeleri uygulanmak suretiyle Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.09.2005 gün, 2005/83-146 sayılı kararı ile duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden ve tensiben verilen 5 yıl hapis cezasının sanıklar tarafından temyiz davası açılması üzerine; "Yargıtay bozma kararından sonra davaya yeniden bakacak mahkemenin duruşma yaparak ilgililerden bozmaya karşı diyeceklerini sorması gerektiği gözetilmeksizin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK'nun 326. maddesine aykırı olarak dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi," gerekçesiyle diğer yönler incelenmeden Dairemizin 29/06/2006 tarih, 2006/717 esas ve 2006/6928 karar sayılı ilamıyla bozulduğu, Yerel mahkemenin anılan bozmaya uyma kararı verildikten sonra yürütülen yargılama sonucunda "usule uyulmaksızın duruşma açılmadan dosya üzerinden verilen karar yok hükmünde olduğundan, sanıklara bu karar ile verilen 5 yıl netice cezanın sanıklar lehine kazanılmış hak oluşturmadığı" kabul ve uygulamasında, temyiz yoluna başvurmanın bir dava olduğu, hüküm yalnız sanık veya onun lehine temyiz edilmiş olsa bile lehe-aleyhe inceleme yapılabileceği varit görülen tüm kanuna aykırılıkların ise bozma nedeni olarak gösterilebileceğini, ancak bozmadan sonra kurulacak hükümle tayin edilecek ceza miktarının önceki hükümde saptanan ceza miktarını aşamayacağını, bu bağlamda kazanılmış hak kavramının bu açıdan değerlendirilmesi geretiğini göz önünde bulundurmadan 22/02/2007 gün, 2006/338 esas ve 2007/44 sayılı kararında bozma ve öncesi hükmü ile kazanılmış hak kavramına yanlış anlamlar yükleyerek yazılı şekilde fazla ceza tayini, 2-) Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun, kendi altsoyları açısından koşullu salıverme tarihine; kendi altsoyları dışındaki kişiler yönünden ise, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar süreceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 149/1-a,c,h, 62 ve 53. maddeleri uyarınca sonuçta hükmolunan 11 yıl 8 ay hapis cezasının, 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesi gözetilerek 5 yıl hapis cezasına indirilmesi; hüküm fıkrasından TCY’nın 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılarak yerine, “sanıkların, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, 3. fıkrası uyarınca da kendi alt altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına” cümlesinin yazılması suretiyle, suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.