Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/11936 E. 2010/15656 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2007/11936
Karar No
2010/15656
Karar Tarihi

Hırsızlık suçundan sanık ...’un 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 493/1-son, 522, 81/2-3. maddeleri gereğince 8 yıl 8 ay 1 gün hapis, ...’ın aynı Kanunun 493/1-son, 522, 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 12/2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4 yıl 4 ay hapis, hırsızlık konusu malı bilerek satın almak suçundan sanık ...’nın 765 sayılı Kanunun 512/1, 522. maddeleri uyarınca 2 ay 5 gün hapis ve 98.865.000 Türk Lirası ağır para cezası ile cezalandırılmalarına MANİSA 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07//06/2001 tarihli ve 2000/297 esas, 2001/496 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanık ...’ın anılan Kanunun 142/1-b, 143, 31/2, 52/2. maddeleri gereğince 6.400 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, aynı Mahkemenin 29/06/2005 tarihli ve 2000/297 esas, 2001/496, sanık ...’un 5237 sayılı Kanunun 142/1-b, 143. maddeleri uyarınca 2 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sabıkalı olduğundan, anılan Kanunun 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra 1 yıl denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin aynı Mahkemenin 06/09/2005 tarihli ve 2000/297 esas, 2001/496, sanık ...’nın işlediği suç yönünden lehe değişiklik getirilmediğinden bahisle 2 ay 5 günlük hapis cezasının aynen infazına, ancak 5335 sayılı Kanunun 22. maddesi gereğince daha önce verilen 98.565.000 Türk Lirası yerine 98 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, aynı Mahkemenin 29/07/2005 tarihli ve 2000/297 esas, 2001/496 sayılı ek kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 09/02/2006 gün ve 4696 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 22/03/2006 gün ve 2006/28381 sayılı ihbar yazısı ve 26/04/2007 tarihli ek tebliğnamesi ile infaz dosyası 01/05/2007 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; “Dosya kapsamına göre, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca, yeni Kanunun belirlenmesi ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin kararların verilmesinde; 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13/10/2005 tarihli ve 2005/10431-12718 sayılı ilamında belirtildiği üzere, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hallerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hallerde ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde, Kabule göre de; suç tarihi itibarıyla, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun lehe olmasına rağmen, 06/09/2005 tarihli ek karar ile sanık ...’un cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108/4. maddesi gereğince 1 yıllık deneme süresine tabi tutulmasına karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması” Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Hükümlü ... hakkında kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2005 gün ve 2001/496 sayılı ek kararı ile ‘kararın hükümlüye tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde mahkemeye yazılı yada sözlü başvuru ile yasal yollar açık olmak üzere’ şeklinde yazılması suretiyle yasa yolu ve merciin ne olduğunun açıkça gösterilmediğinin anlaşılması karşısında, mahkemenin 06.10.2005 ve 2005/456 Müt. sayılı temyiz isteminin reddi kararı kaldırılarak ve Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca hükmün de kesinleşmediği ve kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek; Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2005 gün ve 2001/496 sayılı uyarlama kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, Adı geçen ve kesinleşmeyen karar ile ilgili hükümlü hakkında görüş içeren ek tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 11.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/11936, K. 2010/15656, T. 11.10.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2007-11936-e-2010-15656-k-c299f1a6582d