Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2006/20658 E. 2010/2887 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2006/20658
- Karar No
- 2010/2887
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanığın, yakınana ait işyerinin penceresinin demir parmaklıklarını sert bir cisimle zorlayarak açıp içeriye girip, içerideki dolabın asma kilidini kırmak suretiyle hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Yasaya göre ayrıca 116/2. maddesindeki işyeri dokunulmazlığını bozmak ve 151/1. maddesindeki mala zarar vermek suçlarını da oluşturduğundan, yakınanın şikayetinin devam edip etmediği araştırılarak sonucuna göre, zamanaşımı içerisinde ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca işlem yapılması olanaklı görülmüştür. 5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının; 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde indirim yapılması, karşı temyiz bulunmadığından, 5237 sayılı TCK’nun 145.maddesinin aynı Kanunun 35/2.maddesinden önce uygulanması suretiyle, TCK’nun 61.maddesine aykırı davranıldığı belirlenmiş ise de, sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Sanığın önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğünün bulunması nedeniyle, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, maddede öngörülen hakların tamamından yoksun kılınmanın da hükümlülüğün doğal sonucu olup takdire bağlı bulunmadığı gözetilmeden, sanığın bazı haklardan yoksun kılınmasına karar verilmesiyle yetinilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCY’nın 53/1-b. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “sanığın, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına,” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22/03/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.