Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2006/14534 E. 2010/2103 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2006/14534
- Karar No
- 2010/2103
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : 5237 sayılı Yasa gereğince mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1. fıkrasına göre, ister duruşmalı yargılamada, isterse de evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe Yasa nedeniyle yapılan uyarlama ile ilgili verilen ek kararlara karşı temyiz yasa yoluna başvurulabileceği, 5271 sayılı CMK.nun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuru olması koşuluyla Yasa yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılma başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından, Cumhuriyet Savcısının 12.09.2005 günlü, hükümlü ...'nin 09.09.2005 havale tarihli dilekçeleri temyiz istemi niteliğinde olduğundan, Mahkemenin 13.09.2005 günlü kararı hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek, 21.06.2005 günlü ek kararın yapılan incelemesinde; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/1-son maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların, gece sayılan bir saatte işyerinin kepenk kilidini ve camını kırmak suretiyle hırsızlığa kalkışmaları biçimindeki eylemlerinin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143/1, 35/2. maddelerine uyan hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c, 35/2. maddelerindeki işyeri dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğu halde, bu suçtan değerlendirme yapılmadığının anlaşılması karşısında; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozmak suçlarını oluşturan eylemleri nedeniyle uygulama yapılıp, (işyeri dokunulmazlığını bozmak suçu yönünden CMK.nun 253 ve 254. maddelerindeki uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı da araştırılıp) sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerektiği düşünülmeden ve 765 sayılı Yasada bu tür eylemlerde ağırlaştırıcı neden olmayan gece kavramının, 5237 sayılı yasanın 143. maddesine göre cezayı artırıcı neden olmasının ve artırım oranının takdiri ile bireyselleştirmenin yapılabilmesi için duruşma açılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının; 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde indirim yapılması, 3- Hükümlü ... hakkında, 765 sayılı Yasaya göre kurulan önceki hükümde, hükmolunan ceza ertelendiği halde, 5237 sayılı Yasa lehe kabul edilerek yapılan uygulamada, hükümlünün kazanılmış hakkı gözetilerek, hükmolunan cezanın ertelenmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı ve hükümlü ...'nin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, maddi ceza hukukuna ilişkin infaz aşamasındaki lehe uygulamaların kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gözetilerek, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 03/03/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.