Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9559 E. 2025/9219 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9559
- Karar No
- 2025/9219
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2234 Esas, 2024/1007 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... 153 ada 719 ve 153 ada 838 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, tespit edilen kamulaştırma bedelinin davacı tarafa ödenmesine, kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece bedele faiz işletilmesi yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, idareleri lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, terkin kararı verilmesi gerekirken tescil kararı verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, teknik ve hukuki yönden eksik ve hatalı olan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, bilirkişi raporunun fahiş bedelli olduğunu, kanun ve içtihatlara aykırı düzenlendiğini, taşınmaz arazi niteliğinde olduğundan kanun gereği taşınmazın değerinin "olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir” dikkate alınarak hesaplama yapılmasına rağmen, münavebe ürünlerin satış birim fiyatları olduğundan yüksek gösterilerek net gelir oranının yüksek çıkmasına ve bundan dolayı taşınmazın gerçek birim değerinin olduğundan yüksek çıkmasına neden olduğunu, ayrıca bilirkişi raporunda objektif değer artışı için sıralan hususların objektif değer artış nedenleri değil, kapitalizasyon faiz oranının tespitinde kullanılan nedenler olduğunu, rapora karşı yaptıkları itirazların açıklığa kavuşturulmadan eksik inceleme neticesinde Yargıtay içtihatlarına aykırı olan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini belirterek, Mahkeme kararının eksik inceleme sebebiyle kaldırılmasını, müvekkil idare lehine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmazlara net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, dava konusu taşınmazların arazi vasfında olduğu, buna göre hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazların niteliği ve konumuna göre kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının yerinde olduğu, raporda ürün münavebe listesinde belirtilen ürünler dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı neticeten 2021 yılı itibarıyla belirlenen 159,88 TL/m² birim fiyatının idarenin ileri sürdüğü gibi yüksek olmadığı, ayrıca her ne kadar münavebeye esas alınan veriler usulünce getirtilip denetlenmemiş ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2023/6914 Esas, 2023/12523 Karar sayılı kararında işaret edildiği üzere taşınmazın bulunduğu bölgede hangi ürünlerin mutad olarak yetiştirildiği sorularak münavebeye esas alınan ürünlerin değerlendirme tarihi itibarıyla getirtilip bilirkişi raporu denetlenerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ... Hal Müdürlüğü verilerine göre gelir ve gideri belirleyen rapora göre hüküm kurulmasının doğru olmadığına işaret edilmiş ise de bu noktada Dairelerine getirtilen ürün verilerinin incelenmesinde rapordaki verim, satış fiyatı net gelir aralıklarının çizelgeyle uyumlu olduğu kanaatine varılarak ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğru olduğundan davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bedele faiz işletilmesi yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, idareleri lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, teknik ve hukuki yönden eksik ve hatalı olan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, bilirkişi raporunun fahiş bedelli olduğunu, kanun ve içtihatlara aykırı düzenlendiğini, taşınmaz arazi niteliğinde olduğundan yasa gereği taşınmazın değerinin "olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir” dikkate alınarak hesaplama yapılmasına rağmen, münavebe ürünlerin satış birim fiyatları olduğundan yüksek gösterilerek net gelir oranının yüksek çıkmasına ve bundan dolayı taşınmazın gerçek birim değerinin olduğundan yüksek çıkmasına neden olduğunu, ayrıca bilirkişi raporunda objektif değer artışı için sıralan hususların objektif değer artış nedenleri değil, kapitalizasyon faiz oranının tespitinde kullanılan nedenler olduğunu, rapora karşı yaptıkları itirazların açıklığa kavuşturulmadan eksik inceleme neticesinde Yargıtay içtihatlarına aykırı olan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Arazi niteliğindeki taşınmazlara net geliri esas alınarak değer biçilmesi tespit edilen bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa ödenmesi yerindedir. 3. Her ne kadar münavebeye esas alınan ürünlerin değerlendirme tarihi itibarıyla İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden resmî ve kesin verileri (verim, fiyat, ayrıntılı masraf) getirtilip bilirkişi raporu denetlenerek, il verisi alındığında ise gerekçesi açıklanarak sonuca göre karar verilmesi gerekirse de ve doğru verilerin alındığı yanılgılı olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde belirtilmişse de dosya arasında kesin ve ayrıntılı fiyat ve masrafları içeren İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine rastlanmamış olup kıymet takdirinde idarenin belirlediği bedel ve temyize gelenin sıfatı gözetilerek bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 4. Dava konusu taşınmazın yol olarak terkini talep edildiği hâlde, davacı idare adına tesciline karar verilmesi hatalı ise de bu husus temyiz konusu yapılmadığından karar düzeltilmemiştir. 5.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.