Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2010/22531 E. 2011/2845 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/22531
Karar No
2011/2845
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki taşınmazın yol olarak kamulaştırılması ve Kamulaştırma Kanununun 38.maddesi uyarınca fiilen 20 yıldan fazla yol geçirilmek suretiyle kullanılması nedenleriyle tapu iptal ve terkin davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü. - K A R A R - Dava, taşınmazın yol olarak kamulaştırılması ve Kamulaştırma Kanununun 38.maddesi uyarınca fiilen 20 yıldan fazla yol geçirilmek suretiyle kullanılması nedenleriyle tapu iptal ve terkin istemine ilişkindir Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiştir. İdarelerin tapu iptal ve tescil davalarına dayanak yaptığı; Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan kararı ile iptal olmuştur. 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kanuna eklenen Geçici 6. madde ile; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması hallerinde, hak sahiplerine idare ile uzlaşma ve uzlaşılmaması halinde dava açma hakkı tanınmış olup, idarenin Kamulaştırma Kanununun 38. maddesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açma imkanı kalmamıştır. Bununla birlikte yapılan incelemede; taşınmazın 16.02.1955 tarihinde 42 parsel olarak davalıların murisi Yusuf Ayvaz adına senetsizden tespit edildiği daha sonra 28.10.1996 tarihinde yenileme kadastrosu ile 101 ada 16 parsel olarak tespit ve tescilinin yapıldığı anlaşılmıştır. 3402 sayılı Kanunun 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunla değişik 12. maddesinin 3. fıkrası hükümlerine göre kadastrosu yapılan taşınmazlarla ilgili olarak bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı ve bu hükmün taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Açılan davanın bu nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur. Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından hükmün ONANMASINA, idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, 21.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2010/22531, K. 2011/2845, T. 21.02.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2010-22531-e-2011-2845-k-e7ccc9a4f944