Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2007/2400 E. 2010/14270 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2007/2400
- Karar No
- 2010/14270
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 221 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, 221 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın 77 m2’lik bölümüne 1941 yılında, 95 m2’lik kısmına ise 1971 yılında el atıldığı anlaşılmıştır. 221 sayılı Yasanın 1. maddesinde “6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihine kadar kamulaştırma işlerine dayanmaksızın Kamulaştırma Kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır.” 4. maddesinde de “Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer” hükümleri yer almaktadır. 221 sayılı Yasa 12.01.1961 günü yürürlüğe girdiğinden tapu maliklerinin dava hakkı 2 sene sonrası olan 13.01.1963 günü sona ermiştir. Aynı Yasanın 7. maddesinde ise “Birinci madde uyarınca kamulaştırılmış sayılan gayrimenkuller esasen tapuda kayıtlı ise, ilgili amme hükmü şahsı veya müessesesinin talebi üzerine Asliye Hukuk Hakimliğinin kararıyla kayıt sicilinden düşülür veya ilgili idare adına tescil yapılır.” hükmünü içermektedir. Dava konusu taşınmazın 77 m2’lik bölümüne davacı idare tarafından 1941 yılında el konulduğundan tapu iptal ve tescil davasının yukarıda açıklanan yasa uyarınca kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Dava konusu taşınmazın 1971 yılında fiilen el atılan 95 m2'lik bölümü yönünden ise; İdarelerin tapu iptali ve tescil davalarına dayanak yaptığı; Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi’de Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan kararı ile iptal olmuştur. 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. madde ile; Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması hallerinde, hak sahiplerine idare ile uzlaşma ve uzlaşılmaması halinde dava açma hakkı tanınmış olup, idarenin Kamulaştırma Kanununun 38. maddesine dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açma imkanı kalmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenle davanın reddi yerine, kabulüne karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene iadesine 12.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.