Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/9827 E. 2026/8077 K. – İhaleye Fesat
Konu: İhaleye Fesat Karıştırma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/9827
- Karar No
- 2026/8077
- Karar Tarihi
- Konu
- İhaleye Fesat Karıştırma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/141 Esas, 2022/140 Karar SUÇ : İhaleye fesat karıştırma HÜKÜMLER : 1- Sanıklardan ... (...) hakkında nitelikli dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve görevi kötüye kullanma, ... (...) hakkında zincirleme kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine (2 kez) ve nitelikli zimmete azmettirme, ... (...) hakkında nitelikli zimmete ve zincirleme kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine azmettirme suçlarından beraat, 2- Sanıklardan ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...) ve ... (...) hakkında bir kısım eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine, 3- Sanıklardan ..., ... (...), ..., ..., ... ve ... hakkında 2 kez, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 1 kez zincirleme kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet, 4- Sanıklardan ... (...) ve ... hakkında zincirleme kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine azmettirme suçundan mahkumiyet, 5- Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ... ve ... hakkında nitelikli zimmet, ... hakkında nitelikli zimmete azmettirme suçundan mahkumiyet, 6- Sanık ... hakkında suç duyurusunda bulunulmasına. TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanıklar ... ve ... müdafiinin 24.05.2022 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen hükümleri, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süre içerisinde 26.05.2022 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşılmakla tebliğnamede yer alan temyiz isteminin reddi yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Kanun'un 253/6. maddesine paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-2 50... .01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanıklar ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair kararlara karşı adı geçen sanıklar müdafiilerinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından bu hükümlere yönelik temyiz taleplerinin, yine 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesi gereğince davayı esastan sonuçlandıran hüküm mahiyetinde olmadığından temyizi mümkün olmadığından müdafiinin sanık ... hakkında suç duyurusunda bulunulması kararına yönelik temyiz isteminin ve sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin sonuç ceza miktarları itibarıyla yasal koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme taleplerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 3 17... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davaları açıldığı da gözetilerek başvurularının kapsamına göre incelemenin O yer Cumhuriyet savcısının sanıklar ... (...) ve ... (...) hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik aleyhe, katılanlar Hazine ile İçişleri Bakanlığı vekilinin beraat ve zamanaşımı nedeniyle düşme hükümleri ile mahkumiyet hükümlerine ilişkin vekalet ücretine, katılan ... vekilinin beraat ve mahkumiyet hükümlerine, sanıklar ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ... ve ... müdafiilerinin ise adı geçen sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Hüküm fıkralarında sanıklardan ... (...)'ün soyadının ..., ...'ın adının sadece ... olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hataları olarak kabul edilmiştir. 1- Sanıklardan ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen güncel nüfus kayıt örneklerine göre hükümden sonra sanık ...'ın 09.02.2023, ...'ın 29.12.2023 ve ...'ün 28.05.2026 tarihinde öldüklerinin tespit edilmiş olması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilleri ile sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davalarının ölüm nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 2-Sanıklardan ... (...), ..., ... (...), ... (...), ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise; Dairemizin 11.12.2017 tarihli ve 2016/5425 Esas, 2017/5297 Karar sayılı aleyhe hüküm içeren bozma ilamına karşı sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ... ve ...'ın savunmalarının alınması zorunluluğuna uyulmayıp 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 326/2. maddesine aykırı olarak yalnızca müdafiilerinin beyanı ile yetinilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekilleri ile sanıklar ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle sair yönleri incelenmeyen tüm hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 13.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.