Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/12308 E. 2025/11363 K. – Zimmet
Konu: Zimmet
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/12308
- Karar No
- 2025/11363
- Karar Tarihi
- Konu
- Zimmet
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2012/226 Esas, 2014/149 Karar SUÇ : Zimmet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıklara atılı suçtan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Milli Eğitim Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilerek katılma iradesinin ortaya konulması ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca, zimmet suçu yönünden başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı anlaşılmakla, başvurularının kapsamına göre incelemenin, sanık ... müdafinin müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet, katılanlardan Hazine vekilinin sanık ... hakkında kurulan beraat hükümlerine, Milli Eğitim Bakanlığı vekilinin ise tüm hükümlere yönelik sanıklar aleyhine temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1)Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2)Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Sanığın suç tarihinde vekaleten ... Öğretmenevi müdürü olarak görev yaptığı, 01.01.20 07... .07.2007 tarihleri arasında istek fişleri ile ambardan çıkışı yapıldıktan sonra restorant ve lokal bölümüne teslim edilen alkollü içecek miktarında meydana gelen 1431 şişe bira, 29... 'lik rakı, 10... 'lik rakı, 2 adet 70'lik rakı, 4 adet 35'lik Tekirdağ marka rakı ve 1 adet şampanyadan oluşan açığa ilişkin tanık olarak dinlenen garsonlar ... ve ...'nün idari soruşturma ve adli soruşturma sırasında şüpheli sıfatıyla alınan beyanlarında, durumun sanığa bildirilmesine rağmen gerekli işlemleri yapmadığına, görevli garsonlara sözlü olarak "Bu durumu aranızda halledin" şeklinde talimat verdiğine, lokal ve restoran bölümünde zaman zaman kendisi ve arkadaşlarıyla alkollü içecek tüketmesine rağmen ücret ödemediğine dair beyanları hükme esas alınarak atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; dinlenen garsonların şüpheli sıfatıyla vermiş oldukları beyanların suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, yargılama sırasında tanık sıfatıyla alınan beyanlarında ise sanığın restoran ve lokal bölümünde alkollü içecek tükettiği zamanlarda hesabı ödediğine, meydana gelen açığın az kişi ile çalışıldığından oluşan karışıklık ve süre içerisinde meydana gelen zaiyat nedeniyle olmuş olabileceğine dair birbirleriyle tutarlılık gösteren ve sanığın savunmasını doğrulayan beyanları ile açığın uzun bir zaman diliminde oluşmuş olması, sanığın görev süresi sonrası yeni tesis müdürüne görevini devrederken bu şekilde bir eksik bulunup bulunmadığına dair usulüne uygun bir devir-teslim yapılmamış olması, sanığın aşamalarda ısrarlı şekilde suçlamayı reddetmeye yönelik savunmada bulunması ile sanığa doğru söyleme yükümlülüğünü yüklemenin, itham sisteminin öngördüğü "iddia edenin iddiasını ispatlama yükümlülüğü" ile bu yükümlülüğün dayanağı olan suçsuzluk karinesine aykırılık teşkil edeceği ve gerçeği söylememe hakkının yasal dayanağının, suçlamaya karşı kişinin kendisini dilediği gibi savunabilmesinden kaynaklandığı hususları da dikkate alındığında, meydana gelen açığın sanığın gerekli denetimleri yapmamasından kaynaklandığı, zimmet kastıyla hareket etmediği ve dosyada ikame olunan, sanığın zimmet suçunu işlediğini ortaya koyan başkaca bir delilin de bulunmadığı anlaşıldığından ... edilen eylemlerin sübutu hâlinde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son suç tarihi olan 31.07.2007 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 3 22... sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 22.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.10.2023 tarihli ve 2022/1-247 Esas, 2023/546 sayılı Kararında ifade edildiği gibi; maddi olayın gerçeğe uygun temsil edilebilmesi öncelikle, delil araçlarının doğru değerlendirilmesine bağlıdır. Hakim, delil araçlarını, akıl yürütmek bu arada tecrübe kurallarına başvurmak suretiyle, vicdana göre değerlendirecektir. Yine akıl yürüterek boşlukları dolduracaktır. Dolayısıyla vicdani kanaat sezgilerle değil akıl yoluyla ulaşılan kanaattir. Olayların bir kısmında, istisnasız her boşluğu dolduracak bir delil aracı yoktur. Ya da bütün çabalara rağmen delil araçlarının tamamı toplanamaz. Bu hallerde, olayın tablosunda kalan boşluklar akıl yürütme yoluyla doldurulmaya çalışılır. Akıl yürütmede de tecrübe kurallarından yararlanılır. Boşlukların bu şekilde doldurulmasına karine kullanılması denir. Tecrübe kurallarında kullanılan en önemli ölçütlerden birisi "hayatın olağan akışına uygun" olmasıdır. Yargıtay İçtihatları hatalı tecrübe kurallarının tespiti bakımından önemli bir kaynaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.12.2021 tarihli ve 2020/1-266 Esas, 2021/621 sayılı Kararında da işaret edildiği üzere de; aksi ispat edilemeyen savunmalarına itibar edilebilmesi için savunmanın akıl ve mantık kurallarıyla çelişmemesi, dosya kapsamındaki diğer delillere aykırılık oluşturmaması ve genel hayat tecrübelerine uygun olmasının gerektiği gözetilmelidir.
Oluş ve dosya kapsamına göre; sanığın iddiaya konu içecekleri mahallinde tüketmesi/tükettirmesi ile kurum dışına çıkarıp mal edinmesi arasında fark bulunmadığı, aşamalarda yapmış olduğu savunmalarının kendi içinde tutarsız, çelişkili ve dosya kapsamı itibarıyla olayın oluş şekline uygun düşmediği, tanık anlatımlarının birbiriyle büyük tutarlılık gösterdiği, bu beyanların ilgililer tarafından kurgulanmış olmalarının mümkün bulunmadığı, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması, sanığın ... olunan suçu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşturması ve suç niteliğinin zimmet olarak tespiti bakımından yeterli olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...'in suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar etmenin mümkün bulunmadığı, hükmün bu sanık yönünden de onanması kanaatinde olduğumuzdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne iştirak etmek mümkün olmamıştır.