Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2010/9733 E. 2012/12433 K. – Zimmet
Konu: Zimmet
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/9733
- Karar No
- 2012/12433
- Karar Tarihi
- Konu
- Zimmet
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Güveni kötüye kullanma suçundan mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik Serbest Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun 2. maddesine göre serbest muhasebecilerin sadece “… mevzuat hükümleri gereğince defter tutmak, bilanço, kar-zarar tablosu ve beyannameler ile diğer belgeleri düzenlemek ve benzeri işleri yapmakla…” görevli kılındıkları, buna göre serbest muhasebecinin kayıtlarını tuttuğu mükellefin sigorta primi, vergi borcunu yatırmak veya diğer parasal işlerini takip etmek gibi bir görevinin bulunmadığı gibi bunun da ötesinde; Serbest Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin 26/01/1996 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Mecburi Meslek Kararlarına İlişkin Genelgenin 1. maddesinde “Meslek mensuplarının müşteri adına üçüncü kişilere (Vergi Dairesi, SSK, Bağ-Kur ve benzeri kurumlara) ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun para, çek, senet ve bunun gibi mali değerlerini alamazlar” hükmünün düzenlenmiş olduğunun anlaşılması karşısında, katılanın sanığa vergi ve prim borçlarını yatırması için para tevdii etmesinin muhasebecilik mesleğini icra etmeyen herhangi bir üçüncü kişiye para tevdii etmesinden hukuken bir farkının bulunmadığı, söz konusu tevdiin aradaki hizmet ilişkisinden değil sanığın şahsına duyulan güvenden kaynaklandığı, dolayısıyla eylemin 5237 sayılı TCK'nın 155/2. maddesinde tanımlanan "güveni kötüye kullanma" suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delilere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın 06/05/2009 tarihli son duruşmada katılanla anlaştığını, zararını senet vermek suretiyle ödediğini beyan etmesi karşısında; sanık hakkında TCK'nın 168/2 ve CMK'nın 231. maddelerinin uygulanabilirliği açısından bu husus araştırılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.