Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2010/4249 E. 2011/25093 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/4249
- Karar No
- 2011/25093
- Karar Tarihi
Rüşvet almak, dikkatsizlik ve tedbirsizlikle yaralamaya sebebiyet verme suçlarından sanıklar ..., ... ve ...'ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanıklar İlyas ve Rahime'nin dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet verme suçundan ve sanık ...'in rüşvet alma eyleminin lehe olan 5237 sayılı TCK.na göre görevi kötüye kullanma olarak kabulüyle mahkümiyetlerine dair, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinden bozma üzerine verilen 26/11/2008 gün ve 2008/391 Esas, 2008/368 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ...’a isnat olunan dikkatsizlik ve tedbirsizlikle yaralamaya sebebiyet verme suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi bulunduğu, suç tarihi olan 2002 ile inceleme tarihleri arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK.nun 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar İlyas ve Rahime hakkında açılan kamu davalarının aynı Yasanın 322. ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE, Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK.nun 257/1-2. madde ve fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK.nun 7/2. madde ve fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Kabule göre de; Suçu 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık hakkında 53/5. maddesi uyarınca “cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.