Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2009/14791 E. 2012/9005 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2009/14791
Karar No
2012/9005
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zincirleme nitelikli zimmet, zincirleme resmi evrakta sahtecilik HÜKÜM : Sanık ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan beraet, ..., ... ... hakkında ise her iki suçtan da mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; O Yer Cumhuriyet Savcısının sanık ... hakkında zimmet suçundan verilen beraet hükmünü temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz incelemesinin sanıklar ..., ... müdafiilerinin sanıklara ilişkin hükümlere, O Yer Cumhuriyet Savcısının sanık ... hakkında zimmet suçundan verilen beraet hükmüne yönelik itirazlarına hasren yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Suç tarihlerinde S.S. ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifinin yönetim kurulu üyesi olan sanıkların kooperatif kayıtlarında gerçek dışı belgeler kullanmak suretiyle kooperatifin paralarını maledindiklerinin iddia edildiği, mahkemece Emekli Sayıştay Denetçileri olan ... ..., ... ..., ... ... tarafından düzenlenen 26/05/2004 tarihli raporda "kooperatif için yapılan imalat ve harcamaların toplamının kooperatif üyelerinden toplanan miktardan daha fazla olduğu ve bu fazlalığında kooperatifin inşaatı için çeşitli kişi veya kurumlardan veresiye malzeme alınmasından kaynaklanıp, sanıkların zimmetinde kooperatif parasının kalmadığının" tespit edildiği, kısmen hükme esas alınan ve bilirkişiler ... ..., ... ... ve ... ... tarafından düzenlenen 05/04/2005 tarihli bilirkişi raporunda ise sanıkların fiili olarak yaptıkları inşaat işleri ve diğer harcama kalemleri dikkate alınmadan yapılan usulsüz ödeme belgeleri esas alınarak sanıkların uhdesinde kooperatif parasının kaldığının tespit edildiği ve her iki rapor arasında çelişki bulunması, inşaat mühendisi ... tarafından düzenlenen ve sanıklar tarafından suç tarihlerinde yaptırılan kooperatife ait inşaatın fiili durumuna ilişkin rapora katılanlar tarafından itiraz edilmesi nedeniyle, öncelikle sanıklar ve katılanların, sanıkların görevden ayrıldıkları 21/05/2000 tarihi itibariyle yaptıkları inşaatların fiili durumları hakkında ayrıntılı beyanlarının alınması, müteakiben arsa ve inşaat konusunda uzman mülk ve inşaatçı bilirkişilerin iştiraki ile mahallinde keşif yapılıp kooperatif inşaatlarına ait plan, proje, metraj cetvelleri de incelenerek, sanıkların yönetimden ayrıldıkları gün itibari ile kooperatif arsası ve inşaatları ve tüm yapılanmaların Bayındırlık rayiçlerine göre toplam maliyetinin saptanması, yine aynı tarih itibari ile kooperatifin üyelerinden topladığı paralar, aldığı krediler ve sağladığı diğer gelirlerin toplam tutarının belirlenmesi için oluşturulacak ayrı hesap bilirkişilerinden rapor alınması, bu şekilde bulunacak toplam gelirlerin kooperatif inşaat maliyetlerini ve arsa giderlerini karşılayıp karşılamadığı, giderlere esas tutulan gerçek dışı fatura, senet ve tahsil makbuzlarının kooperatif parasının zimmete geçirilmesi için mi yoksa yapılan giderlerin harcama yerlerini gösterebilmek amacıyla düzenlenmiş veya temin edilmiş belgeler mi olup olmadığı hususları üzerinde durulması, tüm bu kanıtlar toplandıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının takdiri ve suç niteliğinin belirlenmesinin gerekeceği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; 765 sayılı Kanunun uygulanmasında, sahteciliğin nitelikli zimmet suçunun unsuru olduğu, 5237 sayılı Kanunun uygulamasında ise, aynı Kanunun 212. maddesinin “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki hükmü uyarınca, sahte belge düzenlemek suretiyle zimmetin gizlenmeye çalışılması halinde, iki ayrı suçun oluşacağı gözetilerek, buna göre önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak karşılaştırılması, sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-d maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, sanıklar hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması sırasında sadece 53/1-d maddesindeki hak ve yetkinin kullanılmasından yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin infazda tereddüt oluşturacak şekilde 53/1. maddesinde belirtilen tüm haklardan yoksunluğa hükmedilmesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2009/14791, K. 2012/9005, T. 18.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2009-14791-e-2012-9005-k-6b032a4b40d8