Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/7374 E. 2025/13172 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7374
Karar No
2025/13172
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2023/384 Değişik İş - 2023/412 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI: İHK-2023/27323 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI: K-2023/87576

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın davacıya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 110.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında sunulan ıslah dilekçesi ile talebini 410.000,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazanın iş kazası niteliğinde olması nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunmadığını, plakası tespit edilemeyen aracın varlığı, kusuru ve zorunlu trafik sigortası yaptırma yükümlülüğü somut delillerle ispat edilemediğinden dava konusu talebin reddedilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmediğini, davalının ancak sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti oranında sorumlu olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemi esas alınarak yapılması gerektiğini, avans faizi talebinin yerinde olmadığını ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan belgelerde plakası ve sürücüsü belirlenemeyen aracın varlığına dair başvuru sahibine ait iddia dışında davacının yaralanmasına plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın sebep olduğunun objektif olarak ispat edilemediği, olayı gördüğü iddia edilen ama kimliği tespit edilemeyen tanıklar göz önüne alındığında devam eden soruşturmada tanıkla ispatı mümkün olabileceğinden mevcut başvurunun bu aşamada somut evraklarla ispat edilememesi sebebi ile davalı kuruma sorumluluk açısından usulüne uygun bir başvuru yapıldığından bahsedilemeyeceği ve hakem heyetince evrak üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile bir sonuca ulaşmanın da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının polis memuru tarafından alınan ifadesinde, mezarlıkta işçi olarak çalışıp 19.11.2020 günü saat 13:00 sıralarında mezarlık içinde başka şahısların yanına giderken beyaz renkli plakasını ve modelini fark edemediği bir aracın kendisine çarptığını ve yüz üstü mezarların üzerine düşerek yaralandığını, orada bulunanların kendisini kaldırıp bir yere oturttuklarını ve kendisinin de kayınbiraderine haber verip 112 acil servisini aratarak ambulansla ... Üniversitesi ... Acil Servisine götürüldüğünü beyan ettiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Hastanesi'nin 19.11.2020 tarihli A113 ... protokol nolu adli muayene formunun incelenmesinde, davacının ...içerisinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle hastaneye saat 13.56'da girişinin yapıldığı ve sol tibiada kırık ve böbrekte laserasyon (travma sonucu oluşan düzensiz yırtık benzeri yara) tespit edildiği ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığının belirtildiği, epikriz raporlarına göre başvuranın 20.11.2020 günü sol tibia fraktürü ve böbrek laserasyonu nedeniyle ameliyat edildiği ve davacıda travmaya bağlı darbe sonucu oluşan kas hasarına bağlı crush sendromu görüldüğü, bu durumda, başvuranın mevcut belgelerle uyumlu ve örtüşen beyanları, adli rapor formu ve epikriz belgeleri kapsamında kimliği belirsiz bir araç çarpması sonucu geçirdiği trafik kazası nedeniyle yaralandığı konusundaki maddi vakanın ispatlanmış olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulü ile işin esasının incelenmesine geçildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan ve kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun şekilde hazırlanan maluliyet raporunda davacının % 21 oranında maluliyete uğradığının belirlendiği, adli trafik bilirkişisinden alınan 16.06.2022 tarihli kusur raporunda plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, aktüer bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat tutarının hesaplandığı, kusur raporu ve aktüer bilirkişi raporunun denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek davanın kabulü ile 410.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 07.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu kazanın iş kazası niteliğinde olması nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunmadığını, plakası tespit edilemeyen aracın varlığı, kusuru ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi yaptırma yükümlülüğünün somut delillerle ispat edilemediğini, dosyada mevcut maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmadığını, kusura ilişkin denetime elverişli rapor alınmaksızın hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, başvuru şartı yerine getirilmemiş olup davalının temerrütünün söz konusu olmadığını, bu nedenle temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, özellikle davaya konu kazaya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiği hususunun dosya kapsamı ile sabit olduğunun anlaşılmasına, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, tazminat tutarının Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap edildiğinin anlaşılmasına, davacı tarafından davalı sigorta şirketine usul ve yasaya uygun başvuru yapılmış olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; a) Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.

Somut olayda hükme esas alınan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Tıp Merkezi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 25.05.2022 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası ''sol tibia ve fibula kırığına bağlı oluşan sol diz, ayak bileği eklem hareket kısıtlığı ve alt eksremite kısalığı'' nedeniyle meydana gelen yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranı % 21 olarak hesaplanmıştır. Maluliyet raporunda olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanmıştır. Ancak raporu hazırlayan heyet teşekkülü usule uygun değildir.

Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan arazlar dikkate alınarak kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve içerisinde ortopedi ve travmatoloji uzmanının da bulunduğu üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bölümünden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz maluliyet raporu esas alınarak sonuca gidilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

b)Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1.fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda; davacının kazaya ilişkin soruşturma kapsamında verdiği ifadesinde, olay günü... içerisinde işçi olarak çalıştığını, mezar tamiri veya mezar temizliğini yaptığını, olay günü plakasını alamadığı beyaz renkli bir araç sürücüsünün kendisine çarptığını beyan ettiği, davalı tarafça kazanın iş kazası olduğu iddiasında bulunulduğu ancak dosya kapsamında bu iddiaya ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; İtiraz Hakem Heyetince, davaya konu kazaya ilişkin olarak iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı ve olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği; olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle, davaya konu kazadaki maluliyeti nedeniyle davacıya iş göremezliğine ilişkin herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, gelir bağlanıp bağlanmadığı; ödeme yapılmış veya gelir bağlanmış ise, rücuya tabi olup olmadığı ve rücu istemli dava açılıp açılmadığı; bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu hususlarının araştırılması; yapılan ödeme veya bağlanan gelir rücuya tabi ise 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi hükmü değerlendirilerek tazminatın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu verilen kararın bozulması gerekmiştir. c)5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. ve AAÜT’nin 17/2. maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak karar tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine henüz yürürlüğe girmemiş olan 2023-2024 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR 1- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Yukarıda 2 (a), (b), (c) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/7374, K. 2025/13172, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2025-7374-e-2025-13172-k-1377abfec041