Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/5171 E. 2025/11518 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5171
- Karar No
- 2025/11518
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2022/915-2022/916 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI: 2022/İHK-48328 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI: K-2022/174019 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.07.2020 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dosyaya sunduğu maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kusuru kabul etmediklerini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında alınan 29.05.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporuna davalı vekilince maluliyet oranı yönünden itiraz edildiği, itiraz doğrultusunda Hakem Heyetinin 17.06.2022 tarihli ara kararı uyarınca adli tıp uzmanı bilirkişi heyetinden yeni bir maluliyet raporu alınmasına karar verildiği, ara kararın taraflara tebliğ edildiği, davacı vekilince sunulan 23.06.2022 tarihli dilekçede ara kararın yerine getirilmeyeceği ve ara kararda belirtilen bilirkişi ücretinin yatırılmayacağının bildirildiği, dosyadaki mevcut belgelere göre karar verilmesinin talep edildiği, 6100 sayılı HMK’nın 324 üncü maddesinde “1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.”, aynı Kanunun 190 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasına “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükümlerinin bulunduğu, bilirkişi ücretinin ödenmemesi nedeniyle davacının maluliyet oranının tespitinin mümkün olmadığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle başvuru sahibinin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin itirazı doğrultusunda İtiraz Hakem Heyetinin 21.09.2022 tarihli ara kararı uyarınca davacının davaya konu trafik kazasından kaynaklanan maluliyet oranının tespit edilmesi için uzman hekim bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, davacı vekilince sunulan 23.09.2022 tarihli dilekçe ile 21.09.2022 tarihli ara karardan rücu edilmesinin talep edildiği, davacı tarafça ara kararda hükmedilen bilirkişi ücretinin ödenmediği, buna göre bilirkişi incelemesinin yapılamayacağı, 6100 sayılı HMK’nın 324 üncü maddesinde “1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.”, aynı Kanunun 190 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasına “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükümlerinin bulunduğu, davacı tarafça İtiraz Hakem Heyetinin 21.09.2022 tarihli ara kararında talep edilen bilirkişi ücretinin ödenmeyeceğinin beyan edilmesi nedeniyle, davacının maluliyet oranına dosyada yer alan raporlar ile Heyet tarafından karar verilmesinin mümkün olmadığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının dosyaya sunduğu maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu, maluliyet raporunun ancak Adli Tıp Kurumu veya bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenebileceğini, bu nedenle hakem heyetlerinin ara kararlarının usule aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan tazminata göre davalarını ıslah ettiklerini, bu aşamadan sonda tekrar ara karar ile maluliyet konusunda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle ara kararlardan rücu edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, ara kararların usule aykırı olması sebebiyle taraflarınca yerine getirilmediğini, usulüne uygun olmayan ara kararların gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle başvurunun reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ... Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği tarafından düzenlenen 28.12.2021 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, raporun düzenlendiği yönetmelikte isabetsizlik olmadığı, anılan raporda davacının kaza nedeniyle yaralanan omzu için %4 oranında maluliyetinin bulunduğunun belirlendiği, buna ek olarak davacının sol bacağında 1 cm atrofinin(kas erimesi) tespit edildiği, atrofi sebebiyle %3 oranında maluliyetin bulunduğunun tespit edildiği, ancak atrofiden kaynaklanan %3 oranındaki maluliyetin hangi nedenle tayin edildiğinin rapor içeriğinden anlaşılamadığı, dosyadaki tedavi belgelerine göre davacının kazada bacağından yaralanmadığının anlaşıldığı, raporda davacının ortopedi ve travmatoloji uzmanı bir hekim tarafından muayene edildiğine ilişkin bir kaydın da bulunmadığı, buna göre maluliyet oranı ile davaya konu kaza arasında uygun bir nedensellik bağı tespit edilmeksizin raporun hazırlandığı, bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 17.06.2022 tarihli ara kararı ile davacının kazadan kaynaklanan maluliyet oranının tespiti için bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, ara kararda bilirkişi ücretinin yatırılması için davacı tarafa kesin süre verildiği, davacı vekilince ara kararın usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle verilen kesin sürede bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, davacının iddiasını ispat edememiş olduğu gerekçesiyle Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun reddine karar verildiği, karara davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince 21.09.2022 tarihli ara kararı ile davacının kazadan kaynaklanan maluliyet oranının tespiti için tekrar bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, ara kararda bilirkişi ücretinin yatırılması için davacı tarafa kesin süre verildiği, davacı vekilince ara kararın usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle verilen kesin sürede bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, İtiraz Hakem Heyetince davacının iddiasını ispat edememiş olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince temyiz edildiği görülmüştür. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarca oluşturulacak uzman doktor heyetince çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişinin bizzat muayenesi yapılmak ve kişinin şikayetleri dikkate alınmak suretiyle haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 17.06.2022 tarihli ara kararı ile İtiraz Hakem Heyetinin 21.09.2022 tarihli ara kararının incelenmesinde; davacının muayenesi yapılmaksızın, bilirkişi tarafından tedavi evrakları üzerinden hazırlanacak bir rapor alınmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu haliyle her iki ara kararın da usulüne uygun hazırlanmadığı ve anılan ara kararlar ile alınmasına karar verilen bilirkişi raporlarının kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olmayacağı açıktır. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzuna göre yukarıda açıklandığı şekilde Adli Tıp Kurumu veya davacının ikametine en yakın Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden içerisinde Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü uzmanı bulunan heyetten rapor alınıp, davacıda tespit edilen arazların kaza ile illiyet bağının olup olmadığı da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 07.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.