Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/5716 E. 2024/12979 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5716
- Karar No
- 2024/12979
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/44 E., 2024/125 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının tekrar bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda bu defa davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; alacaklı tarafından davalı borçlu ... Sanayi Ticaret A.Ş aleyhine 632.260,00 TL tutarındaki alacağın tahsili için icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalının, İzmir İli, ... İlçesi, ... Köyü, Mersinlik mevkinde bulunan 3056 parsel sayılı, 13.780 m2 miktarlı, "satış mağazası" nitelikli taşınmaz ile aynı yerde tapuya kayıtlı 6266 parsel sayılı, 5.440 m² miktarlı, "müfrez incir bahçesi" nitelikli taşınmazı 31.03.2008 tarihli adi satış sözleşmesi ile TMSF'den satın aldığını, taşınmazların 2013 senesinin başına kadar davalı borçlu şirket ile ortağı ... tarafından kullanıldığını, davalı borçlunun, satış bedellerinin ödenmesi sürecinin tamamlanmaması nedeniyle TMSF adına kayıtlı olan taşınmazların diğer davalıya devri için muvafakat vermesi üzerine, taşınmazların 05.10.2012 tarihinde tapuda davalı ...'a satış suretiyle devredildiğini, icra işlemleri sırasında gerçekleşen bu devrin muvazaalı olduğunu, taşınmazların satış bedellerinin gerçekte davalı borçlu şirket tarafından ödendiğini, bu nedenle yapılan tasarrufun, İİY'nin 277-280 maddeleri gereğince iptali gerektiğini belirtilerek, tasarrufun iptaline, davacıya; İstanbul 13.İcra Müdürlüğünün 2011/10362 sayılı dosyasında; davalılar arasında devri yapılan taşınmazlar için cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; davacı alacaklının kesin yada geçici aciz belgesi almadan davayı açtığını, dava ön şartının gerçekleşmediğini, dava konusu taşınmazların hiçbir zaman takip borçlusu davalıya ait olmadığını, taşınmazların, tapu maliki olan TMSF tarafından müvekkiline satıldığını, satış bedellerinin müvekkili tarafından ödendiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. 2.Diğer davalı; davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 05.11.2015 tarihli ve 2014/34 Esas, 2015/450 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulü ile İzmir İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... mevkinde bulunan 150 pafta, 3056 parsel sayılı, 13.780 m2 miktarlı, "içinde trafo binası bulunan satış mağazası" nitelikli taşınmaz ile aynı mevkide bulunan 150 pafta, 6266 parsel sayılı, 5.440 m² miktarlı, "müfrez incir bahçesi" nitelikli taşınmazın davalı ...'a satışına ilişkin tasarrufun iptaline, davacı alacaklıya, İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2011/10362 sayılı dosyasında bu taşınmazlar için cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.05.2019 tarihli ve 2016/9206 Esas, 2019/5982 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda mahkemece; Borçlu şirket tarafından kendi adına pazarlığı yapılarak bedeli kısmen ödenen ve bakiyesinin de taksitlerle ödenmesi kararlaştırılan taşınmazların, kendi isteğiyle satıcı tarafından diğer davalı adına ferağ verilmesi ve tapu tesisi işleminde, diğer davalı yararına bir tasarrufta bulunulmuş olduğu, davalı 3.kişi borçlunun aciz halinde olduğunu bilmesi gerektiğinden, somut olayda; İİY'nin 280/1 maddesinde ön görülen koşulların da gerçekleştiği, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacı alacaklı; davalı şirket hakkında icra takibi yaptığını, borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını, davalı borçlu şirketin, satış bedellerinin ödenmesi sürecinin tamamlanmaması nedeniyle TMSF adına kayıtlı olan taşınmazların diğer davalıya devri için muvafakat vermesi üzerine, dava konusu taşınmazların 05.10.2012 tarihinde tapuda davalı ...'a satış suretiyle devredildiği, icra işlemleri sırasında gerçekleşen bu devrin muvazaalı olduğu, taşınmazların satış bedellerinin gerçekte davalı borçlu şirket tarafından ödendiği ileri sürülerek yapılan bu işlemin iptali ile alacağını teminat altına almak istemektedir. Dosya kapsamına göre; TMSF tarafından müzekkere cevabında; taşınmazların satın alınması için bir kısım ödemelerin davalı borçlu şirket tarafından yapıldığı, ancak satış bedeline ilişkin bakiye tutarın 31.05.2012'de 1.200.000,00 TL, 01.08.2012'de de 2.316.000,00 TL olarak davalı ... tarafından ödendiği bildirilmiştir. Yine dosyaya sunulan iki adet banka dekont örneği incelendiğinde; dava konusu taşınmazların satış bedeli açıklamasıyla davalı ... tarafından TMSF'ye 01.08.2012 tarihinde 2.316.600,00 TL, 31.05.2012 tarihinde 1.200.000,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. TMSF tarafından bir başka müzekkere cevabında; 27.07.2012 tarihinde ... Turizm Şti ile yeni sözleşme imzalandığı, 01.08.2012 tarihinde de firma adına ... tarafından bakiye borcun tamamı son sözleşmede belirtilen vadeden önce Kurum hesabına nakden ödendiği, borçlu ... Turizm A.Ş'nin taşınmazları satın alma hakkını muvafakat ile ...'a devretmek istemesi üzerine 05.10.2012 tarihli işlemle tapudan 4.209.977,00 TL bedelle ...'a devredildiği bildirilmiştir. Buna göre taşınmazların devri için bir kısım ödemelerin davalı borçlu .... San. Tic. A.Ş. tarafından, bakiye kalan ödemelerin ise davalı ... tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı 3.kişi ...’ın borçlunun aciz halinde olduğunu bilmesi gerektiğinden, somut olayda; İİY'nin 280/1 maddesinde ön görülen koşullar da gerçekleştiği belirtilmişse de; 280/1 maddesindeki koşulların nasıl gerçekleştiği ve davalı ...’ın şirketin aciz halinde olduğunu neden bilmesi gerektiği hususları açıklanmamış ayrıca davalı ... tarafından taşınmazın satın alınması için ödenen bedeller de dikkate alınmamıştır. Bu durumda; açıklanan hususlar nazara alınarak davalı borçlu Şirket’in ticari defterleri üzerinde de inceleme yapılarak; şirket tarafından taşınmazların satın alınması için ödenen miktarın toplam ne kadar olduğu, taşınmaz sonuç olarak davalı ... adına tescil edildiğinden şirket tarafından ödenen miktarların akıbetinin ne olduğu, davalı ...’ın adına tescili tarihinde davalı ...’ın bu taşınmazların gerçek değerlerine göre satın almaya ekonomik gücünün yeterli olup olmadığı, davalı ... ile davalı borçlu şirket arasında tanışıklık, arkadaşlık, ticari ilişki, iş ortaklığı gibi hususların bulunup bulunmadığı mahkemece araştırılıp değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.09.2021 tarihli ve 2019/588 Esas, 2021/719 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulü ile İzmir İli, ... İlçesi, ... Köyü, Mersinlik mevkinde bulunan 150 pafta, 3056 parsel sayılı, 13.780 m² miktarlı, " içinde trafo binası bulunan satış mağazası" nitelikli taşınmaz ile aynı mevkide bulunan 150 pafta, 6266 parsel sayılı, 5.440 m² miktarlı, " müfrez incir bahçesi" nitelikli taşınmazın davalı ...'a satışına ilişkin tasarrufun iptaline, davacıya İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2011/10362 sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı kalmak kaydı ile satış ve cebri icra isteme yetkisinin tanınmasına karar verilmiştir. C. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 22.11.2022 tarihli ve 2022/2540 Esas, 2022/15208 Karar sayılı ilamı ile; "...Dosya kapsamına göre; TMSF tarafından müzekkere cevabında; taşınmazların satın alınması için bir kısım ödemelerin davalı borçlu şirket tarafından yapıldığı, ancak satış bedeline ilişkin bakiye tutarın 31.05.2012'de 1.200.000,00 TL, 01.08.2012'de de 2.316.000,00 TL olarak davalı ... tarafından ödendiği bildirilmiştir. Yine dosyaya sunulan iki adet banka dekont örneği incelendiğinde; dava konusu taşınmazların satış bedeli açıklamasıyla davalı ... tarafından TMSF'ye 01.08.2012 tarihinde 2.316.600,00 TL, 31.05.2012 tarihinde 1.200.000,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. TMSF tarafından bir başka müzekkere cevabında; 27.07.2012 tarihinde ... Turizm Şti ile yeni sözleşme imzalandığı, 01.08.2012 tarihinde de firma adına ... tarafından bakiye borcun tamamı son sözleşmede belirtilen vadeden önce Kurum hesabına nakden ödendiği, borçlu ... Turizm A.Ş'nin taşınmazları satın alma hakkını muvafakat ile ...'a devretmek istemesi üzerine 05.10.2012 tarihli işlemle tapudan 4.209.977,00 TL bedelle ...'a devredildiği bildirilmiştir. Buna göre taşınmazların devri için bir kısım ödemelerin davalı borçlu .... San. Tic. A.Ş. tarafından, bakiye kalan ödemelerin ise davalı ... tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Hükmüne uyulan bozma ilamında; davalı borçlu şirket tarafından taşınmazların satın alınması için ödenen miktarın toplam ne kadar olduğu, taşınmaz sonuç olarak davalı ... adına tescil edildiğinden şirket tarafından ödenen miktarların akıbetinin ne olduğu, davalı ...’ın adına tescili tarihinde davalı ...’ın bu taşınmazların gerçek değerlerine göre satın almaya ekonomik gücünün yeterli olup olmadığı, davalı ... ile davalı borçlu şirket arasında tanışıklık, arkadaşlık, ticari ilişki, iş ortaklığı gibi hususların bulunup bulunmadığı mahkemece araştırılıp değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre; taşınmazların sahibi olan TMSF’nin 10.05.2012 tarihli yazısında; davalı borçlu şirketin taşınmazları satın almak için toplam ödediği bedelin geç ödemeden kaynaklanan faiz tutarı hariç 700.000,00 TL olduğu belirtilmiş, bakiye kalan kısmın ise davalı 3. kişi ... tarafından TMSF’ye ödendiği anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece; davalı ...'ın taşınmazları gerçek değerine göre almaya yeter ekonomik gücünün bulunmadığı belirtilmişse de, 31.05.2012 tarihinde davalı ...’ın amcası ...’ın 500.000,00 TL, babası ...’ın 700.000,00 TL’yi davalı ...’ın hesabına havale ettiği, yine 01.08.2012 tarihinde davalı ...’ın amcası ...’ın 837.000,00 TL, babası ...’ın 1.480.000 TL’yi davalı ...’ın hesabına havale ettiği, daha sonra da davalı ...’ın 31.05.2012 tarihinde 1.200.000,00 TL, 01.08.2012 tarihinde 2.316.000,00 TL bedeli taşınmazların maliki TMSF’ye ödediği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre bu bakiye bedelin davalı 3. kişi ... tarafından ödendiği anlaşılmış olup, kendisinin ve ailesinin ekonomik gücünün bulunduğu da sabit olmuştur. Mahkemece de değerlendirildiği üzere, davalı takip borçlusu şirket tarafından TMSF’ye ödenen 700.000,00 TL satış bedelinin davalı ... tarafından davalı borçluya ödendiği kanıtlanamamıştır. Davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin TMSF tarafından da belirtildiği üzere satış bedeline mahsuben yapıldığı, bakiye tutar ödemesinin ise diğer davalı tarafından yapıldığı, davalı şirketin TMSF'ye yaptığı bu ödemeyi ne TMSF'den ne de diğer davalı ...'dan talep etmediği de anlaşıldığından, mahkemece taşınmazlar için davalı borçlu şirket tarafından ödendiği sabit olan yalnızca 700.000,00 TL ile ve davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere tasarrufun iptaline ve bu miktar üzerinden davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirkete gerekli ihtar yapılmasına rağmen ticari defterlerin dosyaya sunulmadığı, davalı takip borçlusu tarafından TMSF ye ödenen 702.501,00 TL (700.000,00 TL'si asıl alacak olmak üzere) satış bedellerinin davalı ... tarafından davalı borçluya ödendiğinin kanıtlanmadığı gibi, davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin TMSF tarafından da belirtildiği üzere satış bedeline mahsuben yapıldığı, bakiye tutar ödemesinin ise diğer davalı tarafından yapıldığı davalılar arasında alacak-borç ilişkisi olduğunun öne sürülmediği, davalı Şirketin TMSF'ye yaptığı ödemeleri ne TMSF'den ne de diğer davalı ...'dan talep etmediği, davalı ...'ın davalı firmadan davacının alacağından önce doğmuş alacağı olduğuna dair dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, dinlenen tanık anlatımlarından ve dosya içerisine alınan belgelerden davalı ...'ın davalı firmanın aciz halinde olduğunu bilmesi gerektiği, davalı ...'ın taşınmazları gerçek değerine göre almaya yeter ekonomik gücünün bulunmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun yöntemince hazırlandığı hükme esas alınabileceği, netice itibari ile davalı borçlunun iyiniyetli bir şahıstan beklenmeyecek tasarruflarla mevcudunu eksilttiği ve davalı ...'ın aradaki tanışıklık nedeniyle davalı borçlunun mevcudunu eksiltme kastıyla hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, İzmir İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... mevkinde bulunan 150 pafta, 3056 parsel sayılı, 13.780 m² miktarlı, " içinde trafo binası bulunan satış mağazası" nitelikli taşınmaz ile aynı mevkide bulunan 150 pafta, 6266 parsel sayılı, 5.440 m² miktarlı, " müfrez incir bahçesi" nitelikli taşınmazın davalı ...'a satışına ilişkin tasarrufun iptaline, davacıya 700.000,00 TL ile ve İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2011/10362 sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı kalmak kaydı ile bu miktar üzerinden (700.0000,00 TL ) satış ve cebri icra isteme yetkisinin tanınmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'ın, taşınmazı edindiğinde henüz 24 yaşında olduğunu, taşınmazın edinme tarihinde Burdur Vergi Dairesi’nin mükellefi olduğunu, bozma kararından sonra yapılan araştırmada taşınmazların edinme tarihinde ...'ın malvarlığının taşınmazları karşılayacak değerde olmadığını, ...'ın davalı ... Turizm yetkilileriyle aynı işi yapan ve aynı etnik gruba mensup olduğunu, borçlu ... firmasının taşınmazlarının TMSF tarafından satış vaadiyle satıldığını bildiğine göre borçlunun aciz durumda olduğunu da biliyor olması gerektiğini, Ohan tarafından taşınmaz bedeli olarak TMSF’ye yatırılan bir kısım bedellerin aslında ... tarafından yapıldığını, borçlu ... davacıdan mal kaçırmak için taşınmazın ... adına tesciline muvafakat ettiğini, vadesi gelmeyen bir borcun ... tarafından önceden ödenmesi, taşınmaz kaydında kira şerhinin bulunması, ...’ın TMSF’nin cevabi yazısından da anlaşıldığı üzere şirket adına hareket ederek ödemede bulunmasının tasarrufun iptali sebebi olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; taraf teşkilinin sağlanmadığını, diğer davalı-borçlu şirketin bahse konu taşınmazların maliki olmadığını, taşınmazları davalı ...’a devir ya da temlik etmediğini, borçlunun taşınmazlar üzerinde parasal değeri olabilecek nitelikte ayni bir hakkının bulunmadığını ve borçlunun parasal değeri olan bir hakkını devretmediğini, ...’ın borçlu şirketin kuruluşundan bugüne kadarki süreç zarfında ortağı ve/veya yöneticisi olmadığını, ortak ve/veya yöneticileri ile arasında akrabalık bağının bulunmadığını, birlikte hareket ettiklerini gösterir somut, kuşkudan uzak bir delilin olmadığını, ...’ın diğer davalı-borçlu şirketin acz içinde olduğunu bilmediğini, taşınmazı satın alma hakkının parasal değerinin bulunmadığını, davacıyı veya varsa diğer alacaklıları zarara uğratmak amacıyla borçlunun malvarlığından davalı ...'a geçen herhangi bir tasarruf bulunmadığını, davalılar arasında herhangi bir bağ da tespit edilemediğini, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına karşın, kararda hatalı olarak yargılama masrafları, vekalet ücreti ve harcın tamamının sadece davalılar tarafından karşılanmasına karar verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı peşin alınan harcın onama harcına mahsubuna, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,16.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.