Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2443 E. 2025/8958 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2443
Karar No
2025/8958
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/42 D.İş 2024/42 K

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı 15.10.2021 tarihli tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen zararın giderilmediğini belirterek HMK'nun 107. maddesi gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.001,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.000,00 TL tedavi gideri, 2.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 15.001,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.09.2023 tarihli bedel arttırım dilekçesiyle talebini toplam 430.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, yönetmeliğe uygun maluliyet raporu alınmasını talep ettiklerini, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, tazminat hesabının %1,8 teknik faiz yöntemine göre yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebinin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, 2.000,00 TL tedavi giderinin makul gider olduğu, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle alınan bilirkişi raporu doğrultusunda poliçe limiti üzerinden %20 müterafik kusur indirimi yapılarak davanın kısmen kabulü ile 344.000,00 TL'nin 20.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığını, medikal firma raporu ile maluliyet raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, SGK'nın davacıya geçici iş göremezlik tazminatı ödemesi yapıp yapmadığının tespiti gerektiğini, tedavi giderine hükmedilemeyeceğini, bakiye ömrün olay tarihine göre hesaplanması gerektiğini, hesaplamanın hatalı olduğunu, asgari tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri talebine ilişkindir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- 2918 sayılı Kanun’un 87. maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Kanun’un 51. maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda, dosya kapsamına göre hatır taşıması yapıldığı anlaşılmakla davalının süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek 6098 sayılı Kanun'un 51. maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 3- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, meydana gelen tek taraflı trafik kazası nedeniyle kaza tespit tutanağının düzenlendiği, buna göre davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün KTK 52/1-a ve KTK 48/5 kurallarını ihlal ettiğinden kusurlu olduğunun belirlendiği, Hakem Heyetince kusur raporu alınmaksızın davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır. Olayın meydana geliş şekli ve Hakem Heyetince kusur raporu alınmamış olması hususları değerlendirilerek kusur oranına ilişkin yapılan araştırma yeterli görülmemiş olup eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, dava konusu trafik kazasına ilişkin tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden seçilecek üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden kusur oranları arasında oluşabilecek çelişkiyi de giderecek mahiyette, oluşa uygun, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir. 4- 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. ve AAÜT’nin 17/2. maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1- Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda; davalı vekilince davaya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. İtiraz Hakem Heyetince, “davalının hatır taşımasına ilişkin somut bir delil ortaya koyamadığı” gerekçesiyle davalının hatır taşıması definin reddine karar verilmiştir. Buna göre, davalı vekilinin hatır taşıması savunması yönünden davacı ve araç sürücüsünün nüfus kayıt örnekleri temin edilip davacının araç işleteni/sürücüsü ile olan yakınlık derecesinin saptanması; yakınlık derecesi de gözetilerek taşımanın ailevi ya da ahlaki sorumluluğun ifası dışında bir nedenle yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi; yapılacak bu tespitlere göre tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağının gerekçelendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile kararın bozulması kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki (2) nolu bentteki görüşüne gerekçesi yönünden katılmıyorum. 2-Dosya kapsamından, tek taraflı trafik kazasında davacının yolcu olduğu, kazanın davalının sigortalısının direksiyon hakimiyetini kaybetmesi suretiyle meydana geldiği anlaşılmaktadır. Tek taraflı trafik kazasında davacı yolcu olup kazanın oluş şekli de gözetilerek kusur raporu alınmasına gerek olmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (3) numaralı bentteki bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2443, K. 2025/8958, T. 02.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-2443-e-2025-8958-k-ec78fc01c675