Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2376 E. 2025/9017 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2376
Karar No
2025/9017
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/392 E., 2023/644 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleşen davada davacılar vekili; 04.03.2017 tarihinde davacıların destekleri/oğullarının idaresindeki araca, asıl davada davalıların işleteni ve sürücüsü, birleşen davada davalı ... şirketinin ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda davalı sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğunu belirterek her bir davacı için 200.000,00’er TL manevi tazminatın asıl dosya davalılarından olay tarihinden, birleşen dosya davalısından asıl dosyada 27.12.2017 tarihinde yapılan ihbar tarihinden itibaren ticari faiziyle ve poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Asıl davada davalılar davaya cevap vermemiş, davalı ... 21.11.2017 tarihli duruşmadaki beyanında aracın kaskolu olup manevi tazminatın teminat kapsamında olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı ... vekili; davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli ve 2017/144 Esas, 2019/459 Karar sayılı kararı ile toplanan deliller ve dosya kapsamına göre davalı sürücünün tam kusurlu olduğu belirtilerek asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 50.000,00’er TL manevi tazminatın 04.03.2017 tarihinden (birleşen dosya davalısı yönünden 26.01.2018 tarihinden itibaren) yasal faizi aşmamak koşulu ile ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hükme karşı asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.01.2020 tarihli ve 2019/1039 Esas, 2020/62 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 14.01.2020 tarihli kararının süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 31.10.2022 tarihli ve 2021/9768 Esas, 2022/13342 Karar sayılı ilamı ile daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 90.000,00’er TL manevi tazminatın 04.03.2017 tarihinden (birleşen dosya davalısı yönünden 26.01.2018 tarihinden itibaren) yasal faizi aşmamak koşulu ile ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin oğullarının 23 yaşında iken davaya konu kaza nedeniyle hayatını kaybettiğini, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, bozma uyarınca hükmedilen tazminat miktarının çok düşük olduğunu ve davacıların manevi zararını gidermediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 04.03.2017 tarihinde asıl davada davalıların işleteni ve sürücüsü, birleşen davada davalının ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın, davacılar desteğinin sevk ve idaresindeki araçla karıştığı trafik kazası sonucu manevi tazminat talebine ilişkindir. Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Kanun'un 56'ncı maddesine göre hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası bozma kararındaki gerekçelerle olaya özgü somut hususlar isabetli bir şekilde değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiş ve asıl ve birleşen davada davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları az seviyede belirlenmiştir. Mahkemece yapılacak iş; önceki bozma kararı da dikkate alınarak olay tarihi, desteğin yaşı, davacılara yakınlığı, davalı sürücünün tam kusurlu olması ve yukarıdaki ilkeler gözetilmek suretiyle, asıl ve birleşen davada davacılar yararına daha üst seviyede manevi tazminata hükmedilmesidir. Açıklanan nedenlerle yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde asıl ve birleşen davada davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2376, K. 2025/9017, T. 02.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-2376-e-2025-9017-k-e89e70891ca3