Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/15032 E. 2025/14768 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/15032
- Karar No
- 2025/14768
- Karar Tarihi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/3 93... /418 Karar
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin olay tarihinde ... olarak görev yaptığını, davalı .... Milletvekilinin 31.01.2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yapmış olduğu konuşma esnasında müvekkili hakkında sarf etmiş olduğu söz ve ifadelerle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, davalı tarafından iddia edilen sosyal medyada yer alan fotoğrafta bulunan kişinin müvekkili olmadığını, davalının tamamen asılsız olan bu fotoğrafa dayanarak davacıya suç isnat ettiğini, davalının hakaret ve iftira eylemi nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin TBMM Genel Kurulunda sarf etmiş olduğu sözlerin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 83 üncü madde ile güvence altına alınan yasama sorumsuzluğu kapsamında kaldığını açıklanan sebeple müvekkili hakkında tazminat davası açılamayacağını, talep edilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak miktarda olması gerektiğini, kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığını, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.04.2019 tarihli 2018/6 88... /108 sayılı kararı ile davalının TBMM Genel Kurulu'nda 31.10.2018 tarihinde yaptığı konuşmada sarf ettiği sözlerle davacının kişilik haklarının saldırıya uğramadığı bu anlamda manevi tazminat isteminin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 11.02.2021 tarihli 2019/24 27... /239 sayılı kararı ile davalının TBMM Genel Kurulunda 31.10.2018 tarihinde yaptığı konuşma içeriğinde sosyal medyada yer alan bazı fotoğraflara atıf yapılmakla beraber davacı hakkında kesin bir isnatta bulunulmadığı, hakaret kastı ile hareket edilmediği, davacının siyasi kimliği gereği eleştiriye daha fazla katlanması gerektiği, bu şartlar altında davalının ifade özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektirir demokratik bir toplum için gereklilik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili temyiz edilmesi üzerine Dairenin 18.01.2024 tarihli ve 2021/1018 Esas, 2024/660 Karar sayılı ilamıyla; kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı yararına TBK'nın 58 inci maddesi uyarınca uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu konuşma bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 31.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafından yapılan konuşma ile müvekkilinin kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmaya ve küçük düşürülmeye çalışıldığını, sosyal medyada görülen bir fotoğrafın doğruluğunun araştırılmadan meclis kürsüsüne aktarıldığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu, caydırıcı olmadığını, hakkaniyete uygun değerlendirilemeyeceğini, tam kabul kararı verilmesi gerekirken kısmen kabule ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin TBMM Genel Kurulunda sarf etmiş olduğu sözlerin Anayasa ile güvence altına alınan yasama sorumsuzluğu kapsamında kaldığını, müvekkili hakkında tazminat davası açılamayacağını, dava konusu konuşmada davacıya yönelik bir itham bulunmadığını, ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarının saldırıya uğramadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı milletvekilinin 31.10.2018 tarihinde TBMM Genel Kurul toplantısında yapılan konuşmada sarf etmiş olduğu sözler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davalı ve davacıya yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.10.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesinin 04.04.2019 tarih ve 2018/688-2019/108; Bölge Adliye Mahkemesinin 11.02.2021 tarih ve 2019/2427-2021/239 sayılı kararlarındaki gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılamıyorum.