Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/1237 E. 2024/5093 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1237
- Karar No
- 2024/5093
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2257 E., 2023/1162K. HÜKÜM/KARAR : Davacı Vekilinin ve Davalı Vekilinin Başvurusunun Kısmen Kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/677 E., 2023/2297 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki aracın 11.04.2019 tarihinde karıştığı kaza sonucu davacının ağır şekilde yaralanarak malul kaldığını, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, olay ile ilgili İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/403 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, davalı şirkete zararın tazmini için müracaat edildiğini ancak zararın karşılanmadığını, arabuluculuk sürecinde de olumlu netice alınamadığını bu nedenle dava açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek belirsiz alacağın tespiti ile fazlaya dair hakları saklı tutularak geçici iş göremezlik ve kalıcı maluliyet zararından kaynaklı 10.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep etmiş, 25.10.2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 39.956,41 TL'ye, kalıcı iş göremezlik tazminatı yönünden ise 320.043,59 TL'ye olmak üzere toplam 360.000,00 TL'ye ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava açmadan önce müvekkiline usulüne uygun şekilde başvuru yapmadığını, geçici iş göremezlik zararı taleplerinin poliçe teminat kapsamında olmadığını, tarafların kusur oranının ve davacının maluliyet oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderilmesini, tazminatın poliçe genel şartlarında belirlenen usul ve esaslara göre hesaplanması gerektiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davasının kabulü ile 39.956,41 TL geçici iş göremezlik, 320.043,59 TL kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplam 360.000,00 TL tazminatın dava tarihi olan 06.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının vasıflı bir eleman olup ülke ortalamasının üzerinde gelir elde edebilen bir mesleğe sahip olduğunu ve bu nedenle gerçek geliri ile hesaplama yapılmasının gerekmekte olduğunu ve zararının hesap edilen miktardan çok fazla olduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, usulüne uygun başvuru yaptıkları halde faizin başlangıç tarihinin dava tarihi olarak alınmış olmasının hukuka aykırı olduğunu ve temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Adli Tıp Kurumu tarafından tahsis edilen raporda maluliyet oranı bakımından maddi hata yapılmış olduğundan işbu bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvurusunun sonuçlanması beklemeksizin hüküm kurulmasının kabul edilebilir nitelikte olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının ZMSS poliçesi teminatı dışında olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan 26.03.2021 tarihli ATK 2. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 11.04.2019 tarihinde yürürlükte bulunan, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurularak hazırlandığı, Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosun ve progresif rant yönteminin kullanılmasının içtihat edildiği, davacı vekili yönünden kendisine usulünce tebliğ olunan hesap raporuna karşı iki haftalık itiraz süresi içinde süresinde itiraz edilmemekle kesinleşen bu rapora karşı artık istinaf aşamasında itiraz edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesi tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’na müzekkere yazılmış olup, ilgili kurum tarafından gönderilen 10.03.2020 tarihli müzekkere uyarınca “...’ın iş kazası tahkikat dosyasının henüz sonuçlanmadığı ve tarafına herhangi bir ödeme yapılmadığı, gelir aylık bağlanmadığı” şeklinde ifadelere yer verildiği, istinaf aşamasında Dörtyol Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında; davacı ...'a işbu kaza nedeniyle son ödeme tarihi 14.01.2020 olacak şekilde 13.958,06 TL geçici iş görmezlik ödeneğinden ödeme yapıldığı dikkate alındığı, iş bu davanın açılış (06.01.2020) tarihinden sonra ödendiği artık, bu miktar yönünden dava konusuz kalmakla davalının istinaf başvurusunun bu yönüyle haklı bulunduğu, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının belirsiz olduğu ve fakat kaza esnasında araçtan fırlama gibi emniyet kemerinin takılı olmadığının gösterir emarelerin de bulunmadığı anlaşılmakla, koruyucu tertibat bulunmamasına yönelik müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun haksız bulunduğu, davacı vekili tarafından davalı ... şirketine 14.11.2019 tarihinde usulüne uygun şekilde başvuruda bulunduğu dikkate alındığında, faiz başlangıç tarihinin 27.11.2019 tarihi olarak belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hükmedilmiş olması hatalı görülmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle haklı bulunduğu gerekçeleriyle; davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabul, kısmen reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b/2 nci maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.12.2021 tarih ve 2020/5 Esas, 2021/718 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 25.998,35 TL geçici iş göremezlik, 320.043,59 TL kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplam 346.041,94 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 27.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 13.958,06 TL geçici iş göremezlik tazminatı yönünden dava tarihinden sonra yapılan ödeme nedeni ile konusuz kalan bu miktar için karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının vasıflı bir eleman olup ülke ortalamasının üzerinde gelir elde edebilen bir mesleğe sahip olduğunu ve bu nedenle gerçek geliri ile hesaplama yapılmasının gerekmekte olduğunu ve zararının hesap edilen miktardan çok fazla olduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, Bölge Adliye Mahkemesinin yeni bir hüküm kurduğunu bu nedenle güncel asgari ücret verilerine göre hesaplama yapılması gerektiğini, vekalet ücretinin hatalı olduğunu, kararın aleyhe olan hususlarını kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Adli Tıp Kurumu tarafından tahsis edilen raporda maluliyet oranı bakımından maddi hata yapılmış olduğundan işbu bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu, hükmün poliçe limiti ile sınırlı tutalrak verilmesi gerektiğini, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvurusunun sonuçlanmasını beklemeksizin hüküm kurulmasının kabul edilebilir nitelikte olmadığını, peşin sermaye değeri (PSD) miktarının indirilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının ZMSS poliçesi teminatı dışında olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, usule uygun başvuru bulunmadığından temerrüt oluşmadığını, faiz başlangının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Aşağıda yazılı peşin alınan harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.