Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/10686 E. 2026/1733 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10686
Karar No
2026/1733
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/922 D.İş- 2024/918 K.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ZMSS poliçesi ile sigortaladığı aracın, davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması ile 19.01.2022 tarihinde yaralamalı iki taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapıldığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş ve bedel arttırım dilekçesiyle talebini 316.634,03 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet oranının belirlenmesi için rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacı tarafça kendisine verilen süre içerisinde ara kararın gereğinin yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmış olmasına göre itirazların kabulüne ve davanın kabulüne, 316.634,03 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 12.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını ve hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, dava konusu kaza nedeniyle SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığın tespit edilmesi gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının sevk ve idaresindeki aracın çarpması suretiyle meydana gelen iki taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. 1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, TRH 2010 Yaşam Tablosunun ve progresif rant yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılmasının Dairemiz içtihatları gereği olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Dosya kapsamına göre, kaza günü kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, davalı tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 56/1-c maddesinde düzenlenen önlerinde giden araçları Yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlememek riayet etmemek kuralını ihlal ettiğinin ifade edildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK 266. ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Hakem heyetince, herhangi bir kusur raporu alınmaksızın davalı tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir. Bu sebeple eksik incelenme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin tüm deliller değerlendirilmek ve olaya ilişkin ceza dosyasının getirtilmesi suretiyle tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti için alanında uzman bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp buna uygun şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 3-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Davacı tarafça aynı kazadan kaynaklı olarak talepte bulunduğu 2022.E.383632 başvuru sayılı dosyaya sunmuş olduğu Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 08.09.2022 tarihli raporda, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin T5-6 vertabra kırığına bağlı olarak %8 oranında olduğu ifade edildiği ve Uyuşmazlık Hakem Heyetince kaza tarihi ile rapor tarihi arasında bir yıllık iyileşme süresinin geçmediği gerekçesiyle iş bu rapor usulüne uygun bulunmayarak iki adli tıp uzmanı ile bir ortopedi ve travmatoloji uzmanının yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verildiği ve alınan iş bu raporda davacının kazadan kaynaklanan sürekli iş göremezlik kaybının olmadığının ifade edildiği ve hakem heyetince iş bu rapor hükme esas alınarak davanın esastan reddine karar verilmiş olup davacının itirazın üzerine İtiraz Hakem Heyetince 03.07.2023 tarih ve 2023/İHK-30874 sayılı karar ile maluliyet raporlarının Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin adli tıp bölümünden alınması gerektiği gerekçesi ile davacının itirazının kabulüne karar verilerek davanın usulden reddine karar verildiği ve verilen bu kararın kesinleştiği görülmüştür. Somut olayda; davacı tarafça dosyaya sunulan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 28.08.2023 tarihli raporda, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin T5-6 vertabra kırığına bağlı olarak %8 oranında olduğu ifade edilmiş ve iş bu rapor İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınmıştır. Davacı tarafça iş bu dosyaya sunulan ve yine Uyuşmazlık Hakem Heyetince 2022.E.383632 başvuru sayılı dosyada alınan her iki raporda 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile ekindeki cetvelleri kullanmış ise de maluliyet oranları farklı olarak belirlenmiş ve bu nedenle raporlar arasında çelişki oluşmuştur. Bu durumda; davacının maluliyet oranının tespiti için davacının dava konusu olay nedeniyle tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek ve davacının da muayene edilmesi suretiyle, davacı tarafın maluliyet raporu aldığı üniversite haricindeki başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden içerisinde davacının yaralanması uygun belirlenen uzman doktorların bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran ve raporlar arasındaki çelişkiyi giderir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. 4-6098 sayılı Kanun'un 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def'i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Kanun'un 78. ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150. maddesi uyarınca emniyet kemeri takılması zorunluluğu bulunan araçlardan biri de otomobildir. Davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir. Somut olayda; sürücü konumunda olan davacının trafik kazası sonucu yaralandığı ve emniyet kemeri takmadığı hususu dosya içerisinde yer alan 19.01.2022 tarihli genel adli muayene raporu ile sabittir. Buna göre; davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK'nın 52. maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2), (3) ve (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,17.02.2026 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dosya kapsamından, çift taraflı trafik kazasına dair düzenlenen kaza tespit tutanağına göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün davacıya ait araca arkadan çarpması nedeniyle tam kusurlu olduğu, davalının kusura yönelik herhangi bir temyizi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumda yeniden kusur raporu alınmasına gerek olmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (2) numaralı bentteki bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/10686, K. 2026/1733, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-10686-e-2026-1733-k-3eebcba93a96