Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9253 E. 2025/6120 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9253
- Karar No
- 2025/6120
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/457-2023/472 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI: 2023/İHK-37144 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI: K-2023/130675
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu taşıtın karıştığı 15.07.2017 tarihli çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanıp maluliyetinin oluştuğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalarak 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 26.05.2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 330.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin tarihi ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; davacının %18 oranındaki maluliyeti ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuru üzerinden TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre usulünce hesaplama yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 330.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 11.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maluliyet raporunun usulüne uygun olduğu, kusur ve hesap yönünden alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, vekalet ücreti belirlemesinin uygun bulunduğu gerekçesiyle davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, hükme esas alınan aktüer raporunun denetime elverişli olmadığını, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince: Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Somut olayda; ... Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 21.10.2022 tarihli raporda, davacının trafik kazası sonrası yaralanması sonucu boyun ve omurga kırığına bağlı sürekli iş göremezlik oranı %18 olarak hesaplanmıştır. Söz konusu maluliyet raporunun; kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olmasına rağmen, raporu hazırlayan heyette beyin ve sinir cerrahisi uzmanının bulunmadığı, maluliyetin tayini konusunun teknik ve uzmanlık gerektirdiği ve heyet teşekkülü yetersiz olan maluliyet raporunun esas alınarak sonuca gidilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan arazlar dikkate alınarak kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporu da irdelenmek ve davacı bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve içerisinde beyin ve sinir cerrahisi uzmanının da bulunduğu davacının yerleşim yerine en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı bölümünden, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran ve arazın süreklilik arz edip etmediği hususlarını kapsar şekilde rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 3-Dosyanın incelenmesinde; kazaya ilişkin kolluk görevlilerince kaza tespit tutanağı tanzim edildiği, buna göre davacının yolcu olarak bulunduğu elektrikli scooter sürücüsünün kusurunun bulunmadığının, davalıya sigortalı araç sürücüsünün takip mesafesine uymaması, aracın hızını azaltmaması ve geçiş hakkı vermemesi nedeniyle kusurlu olduğunun tespit edildiği, Hakem Heyetince alınan 22.05.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının yolcu olduğu aracın kontrolsüz kavşakta ilk geçiş hakkına sahip olduğu, bu nedenle kusurunun bulunmadığının ve davalı taraf sürücüsünün kavşaklarda geçiş hakkına uymaması nedeniyle %100 kusurlu olduğunun belirlendiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince bu raporun esas alınarak davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu kabulüne göre hüküm tesis edildiği, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazlarının reddedildiği anlaşılmaktadır. Olayın oluş şekli ve dosyada mevcut belgeler gözetildiğinde İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan 22.05.2023 tarihli bilirkişi raporunun yetersiz ve denetime elverişsiz olduğu görülmekle eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde, İtiraz Hakem Heyetince, dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle davacının kaza sırasında yolcu olarak bulunduğu beyan edilen aracın öncelikle tescili mümkün nitelikte bulunup bulunmadığı, bu nitelikte olması durumunda yolcu taşıması yapılmasının uygun olup olmadığı hususları üzerinde de durularak tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için uzman bilirkişi heyetinden kusur oranları arasında oluşabilecek çelişkiyi de giderecek mahiyette, oluşa uygun, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir. 4-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. Somut olayda; davacının yolcu olarak bulunduğu aracın yolcu taşımaya elverişli olup olmadığının, belirlenecek istiap sınırına göre davacının bu sınırı aşacak şekilde seyahat edip etmediğinin ve kask (koruyucu başlık) takıp takmadığının belirlenmesi ile davacının zararının artmasında katkısının bulunduğu kanaatine varılması durumunda Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 5-25.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 32. maddesinde düzenlenen Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması kaldırılmış ve bu hükmün 01.01.2022 tarihinden itibaren ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Buna göre davacı için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken dosyaya eklenen ve denetlenebilir olmayan mevcut haliyle de davacının aktif dönem tazminat hesabında asgari geçim indirimli olarak hesaplama yapıldığı anlaşılan 22.05.2023 tarihli rapora göre karar verilmesi de doğru olmamış; ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınarak, davacı için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerektiğinden yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı rapora göre hüküm kurulması kararın bozulmasını gerektirmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.