Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8635 E. 2025/6731 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8635
Karar No
2025/6731
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/239 Değişik İş, 2023/219 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2023/İHK-15416 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/332760 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ZMSS poliçesi bulunmayan ve davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu aracın, diğer bir araca çarpması ve bu aracın da çarpmanın etkisiyle başka bir araca çarpması ile 16.03.2018 tarihinde yaralamalı üç taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapılsa da davalı tarafça ödeme yapılmadığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 7.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı. 750,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 8.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş ve bedel arttırım dilekçesiyle talebini 360.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde; davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için teminat alınması gerektiğini, dava öncesinde davacı tarafça müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davalının rapor ücreti, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatından teminat dışı olması nedeniyle sorumlu olmadığını, SGK tarafından davacıya dava konusu kaza nedeniyle ödeme yapılmış olması halinde hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davacının kaza tarihinde çalışmadığını ve bu nedenle geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceğini, fiilen bakıcı tutulduğunu gösterir hiçbir delil sunulmadığından bu talebin de reddine karar verilmesi gerektiğini, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun ZMSS poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu ve kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faize karar verilmesi halinde yasal faize karar verilebileceğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 359.00,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 750,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 360.000,00 TL tazminatın 17.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 53.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir . V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için teminat alınması gerektiğini, dava öncesinde davacı tarafça müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının, kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünden şikayetçi olmamasının değerlendirme dışı tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının rapor ücreti, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatından teminat dışı olması nedeniyle sorumlu olmadığını, SGK tarafından davacıya dava konusu kaza nedeniyle ödeme yapılmış olması halinde hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davacının kaza tarihinde çalışmadığını ve bu nedenle geçici iş göremezlik zararının bulunmadığını, fiilen bakıcı tutulduğunu gösterir hiçbir delil sunulmadığından bu talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, kusur raporunun hatalı olduğunu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ZMSS poliçesi bulunmayan ve davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu aracın, diğer bir araca çarpması ve bu aracın da çarpmanın etkisiyle başka bir araca çarpması suretiyle meydana gelen üç taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant hesap yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılmasına, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmasına, yargılama esnasında davacıdan teminat alınmış olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan davacı tarafça dosyaya sunulan Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 01.02.2022 tarihli raporda, davacının incelenen tıbbi belgeleri arasında yer alan ... Devlet Hastanesi'nin 21.05.2018 yatış ve 01.06.2018 çıkış tarihli epikriz raporunda; 2 ay önce asansörden düşme sonrası dış merkezde takip edilen hastanın pelvis ve asatebulum kırığı sonrası psödoartroz olması nedeniyle operasyon planlanarak yatışı yapıldığının ifade edildiği, ameliyat notunda ise; 2 adet plak kullanılarak skopi eşliğinde osteosentez sağlandığı ve devamında 2 adet fleksıbl kemik greft kullanıldığı ifade edildiği görülmüş ve iş bu raporun sonuç kısmında davacının davaya konu kaza sonucunda yaralanmasına bağlı sağ kalça protezine bağlı kötü sonuç arızasına bağlı olarak %38 oranında olduğu kabul edilmiştir. Hükme esas alınan maluliyetin tespitine ilişkin raporda davacının davaya konu trafik kazası dışında ayrıca asansör düşmesi nedeniyle yaralandığı ve bu hususun da raporda maluliyete esas alındığı anlaşılmakla İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için davacının tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek ve davacının da muayene edilmesi suretiyle en yakın Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun ve açıklanan hususlara göre rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 3. Uyuşmazlık Hakem Heyetince, çok taraflı işbu kazaya ilişkin olarak kusur raporu alınmış ve alınan bilirkişi raporunda; ZMSS poliçesi bulunmayan ve davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 57/1-a, 65 ve 84/h hükmünü ihlal etmesi sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu ifade edilmiş ve hakem heyetince bu kusur oranı esas alınarak karar verilmiştir. Aynı olaya ilişkin olarak davacı ile aynı araçta bulunan diğer bir yolcunun açmış olduğu davada kusur raporu alınmış ve alınan bilirkişi raporunda; ZMSS poliçesi bulunmayan ve davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/h hükmünü ihlal etmesi sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olduğu, bu aracın ilk çarptığı aracın sürücüsünün ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a hükmünü ihlal etmesi sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu ve hakem heyetince bu kusur oranları esas alınarak karar verilmiş ve Dairemizin 04.02.2025 tarih, 2023/3174 Esas ve 2025/698 Karar sayılı ilamı ile davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün kusur oranının belirlendiği ve bunun esas alındığı anlaşılmakla, hakemlikçe farklı bir kusur oranı esas alınarak hüküm tesisi doğru olmamıştır. 4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca taşıma sınırı (istiap haddi/Kapasite), bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısını göstermekte olup ikincil mevzuat ve eki cetveller ile aracın trafik tescil belgesinde; yolcu taşıma izni verilen araçlarda azami kaç koltuk bulunacağı, kaç yolcu taşınabileceği, ayakta veya aracın römorkunda yolcu taşınıp taşınamayacağı hususları belirlenmiştir. Somut olayda; araç tescil belgesine göre sigortasız aracın azami yolcu kapasitesi sürücü dâhil 5 kişi olmasına rağmen araçta 10 kişi bulunduğu hususu, trafik kaza tespit tutanağı ile sabittir. Kazanın da ZMSS poliçesi bulunmayan aracın sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymaması sonucu meydana geldiği anlaşılmaktadır. Buna göre; davacının yolcu taşıma kapasitesi aşılan araçta seyahat etmesi nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52. maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 5. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Kanun'un 30.maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. ve AAÜT’nin 17/2. maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca Uyuşmazlık Hakem Heyeti karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 28.04.2025 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dosya kapsamından, çok taraflı trafik kazasında davacının yolcu olduğu, alınan kusur raporuna göre davalının sorumluluğunda bulunan sigortasız aracın % 100 kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu olaya ilişkin kusur durumuna göre sigortasız araç sürücüsünün kusursuz olma durumu söz konusu değildir. Davacının yolcu olup müteselsil sorumluluk gereğince sorumluların her birinden tazminatın tamamını isteme hakkı bulunması nedeniyle kusur raporu alınmasına gerek olmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (3) numaralı bentteki bozma kararına katılmıyorum. Öte yandan, davacının yolcusu olduğu araç binek otomobil olup 1 sürücü ve 9 yolcu ile seyir halinde iken kavşakta geçiş üstünlüğü nedeniyle çok taraflı kaza meydana gelmiştir. İtiraz Hakem Heyetince olayın oluş şekline göre kazanın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda alanında uzman bir bilirkişiden bilirkişi raporu alındıktan sonra sonucuna göre müterafik kusur durumunun değerlendirilmesi gerektiği şeklindeki değişik gerekçeyle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun (4) numaralı bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8635, K. 2025/6731, T. 28.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-8635-e-2025-6731-k-a898699b8a2b