Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8238 E. 2024/157 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8238
- Karar No
- 2024/157
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/10 E., 2023/124 K. DAVACILAR :1-... 2-... vekilleri Avukat ..., Avukat ... DAVALILAR : 1-Türkiye Halk Bankası A.Ş vekili Avukat ..., 2-... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 01.07.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucunda kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisinin davalı bankadan kredi kullandığını, bu kredi için bir yıl süreli hayat sigortası yapıldığını, sürenin dolmasından sonra davalı bankanın sigortanın yenilenmesi konusunda istekte bulunduğunu, bu arada davacılar murisinin Nilüfer Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığı'nın 21.08.2013 tarihli kararı gereğince 840,00 TL alacaklı duruma geçtiğini, bu bedelin banka tarafından 19.09.2013 tarihinde muris hesabına aktarıldığını, 840.00 TL'nin 810,00 TL'lik bölümüne davalı banka tarafından bloke konularak hayat sigortası primine kesildiğini, bu suretle 19.09.2013 tarihinden itibaren sigorta sözleşmesinin yenilendiğini, 12.01.2014 tarihinde ise sigortalı muris ...'nin vefat ettiğini, poliçe ile teminat altına alınan riskin doğduğunu, bakiye kredi borcunun sigorta şirketi tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürerek 19.09.2013 tarihi itibariyle 36.133,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davacılara ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; sigorta priminin ödenmemesi sebebiyle yenileme yapılmadığını, sigortalı murise bu konuda birkaç kez telefon ve SMS yoluyla uyarıda bulunulduğunu, ancak prim ödenmediği için sigortanın 01.08.2013 tarihinde iptal olduğunu, poliçe geçerli ve risk gerçekleşmiş olsa dahi en çok 26.425,00 TL ödenmesi gerekeceğini ileri sürmüştür. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; rizikonun sigorta süresi içinde meydana gelmediğini, primin kendilerine intikal etmediğini, vefat tarihinde taraflar arasında yürürlükte olan bir poliçe olmadığını, hayat sigortası yapılmasının zorunlu olmadığını, teminat tutarının vefat tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, davacıların daha önce sigorta şirketine müracaatta bulunmadıklarını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEMECE VERİLEN İLK KARAR Mahkemenin 18.11.2020 tarih ve 2021/14095 E -2022/10878 K sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulü ile 23.798,12 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı davalılar vekilleri temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Dairenin 27.09.2022 tarih ve 2021/14095 E-2022/10878 K sayılı ilamı ile "1-Dava bireysel kredi sözleşmesi nedeniyle yapılan hayat sigorta sözleşmesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda uyuşmazlık; kredinin birinci yılı için murise hayat sigortası yaptıran davalıların , müteakip yıllar için bunu yaptırması gerekip gerekmediği ve sözleşme hükümleri uyarınca kusurlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı banka ile davacıların murisi ... arasında, 26.06.2012 tarihli 30.000,00 TL bedelle 5 yıl vadeli bireysel kredi sözleşmesi imzalanmış, sigortalı muris için Türkiye Hayat Emeklilik tarafından 1 yıl vadeli hayat sigortası yapılmış, 26.06.2012-26.06.2013 başlangıç ve bitiş tarihli poliçe için 681,50 TL prim belirlenerek kredinin kullandırıldığı gün murisin hesabından tahsil edilmiştir.Bu poliçenin sona ermesine yakın tarihte 27.05.2013 günü, davalı banka Murisin cep telefonuna SMS göndermiş,metin içeriğinde "Krediniz ile bağlantılı kredi hayat sigortası poliçenizi yenilemek için lütfen şubenize başvurunuz" yazıldığı görülmüştür. Sonrasında 25.06.2013 başlangıç ve 25.06.2014 bitiş tarihli 13548482 nolu hayat sigortası 2. yıl poliçesini düzenlenmiştir. Ancak poliçenin incelenmesinde prim tutarının ve vefat teminatı tutarı kısımlarının sıfır olarak yazıldığı görülmüştür. Bu durumdan esasen sigortalı murisin başvurusu halinde poliçenin bu bölümlerinin belirleneceği anlaşılmaktdır. Davalı banka bu poliçenin prim ödememe sebebiyle 01.08.2013 tarihinde iptal edildiğini belirtmektedir. Sonrasında, müteveffanın banka hesabına 19.09.2013 tarihinde yatan 840,00 TL'nin, 810,00 TL'sini davalı banka hayat sigortası bedeli açıklaması ile blokeye almıştır. Mahkemece davalı banka sigorta prim bedeline karşılık murisin bir miktar parasına bloke koyup, parayı murise ödememiş olmasına rağmen paranın prim borcuna mahsubu için gerekli işlemleri de yapmadığı, bu tür durumlarda banka şubesinin, kendi grup sigorta şirketlerinin acentesi gibi hareket ettiği, prim tahsilatlarının da banka aracılığıyla yapıldığı, banka şubesinin bloke ettiği meblağı sigorta primine mahsup edilecek şekilde davalı sigorta şirketine bildirmemekle kusurlu olduğu, buna karşılık sigorta şirketinin de prim ödemesi konusunda önceden uyarıda bulunmuş olmasına rağmen primin ödenmemesi sebebiyle sigortanın sona erdiğini hatırlatmadığı, müteveffanın sigorta primine yetecek miktarda parasının halen blokeli durumda tutulduğu, sigorta poliçesinin yenilenmiş sayılmasının hakkaniyete en uygun düşeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Davalı sigorta şirketi ile davacıların murisi Mustafa arasında imzalanan Hayat Sigortaları Bilgilendirme Formunda "Sigorta sözleşmesinin yapılmasına ilişkin teklif, sigorta şirketine ulaştığı andan itibaren 30 gün içinde reddedilmemiş ise sözleşmenin kurulmuş sayılacağı..."ve yine davalı banka ile muris arasında imzalanan kredi sözleşmesinin Sigorta başlıklı 11.1. Maddesinde"banka bu sözleşme gereğince müşteri tarafından verilen üzerinde rehin tesis edilen bütün teminatları her türlü rizikolara karşı (kredi borcu tamamen ödeninceye kadar)sigorta prim ve masrafları müşteriye ait olmak üzere sigorta ettirebilir,süresi biten her türlü sigortayı bu madde kapsamında yenileyebilir" 11.2. maddesinde de "Müşteri açılan kredi sebebiyle banka tarafından belirlenen tutar üzerinden ,hayat Sigortası yaptırmayı,bu maksatla bankanın sigorta şirketine hazırlatacağı talepnameyi imzalamayı....beyan,kabul ve taahhüt eder." düzenlemeleri yer almaktadır. Hayat Sigortası Hazine Müsteşarlığı'nın 17.01.2009 tarih ve 27113 sayılı Resmi Gazete’de yayınladığı Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esaslar Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 2. fıkrasına göre ve taraflar arasındaki sözleşme uyarınca ihtiyari sigortalarda kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğunun kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun ise kredi kuruluşuna ait olduğu belirtilmiştir.Bu düzenlemeler karşısında, somut olayda, yıllık olarak yapılacak hayat sigortasını yeniletme konusunda davalı bankaya sadece yetki verildiği, zorunluluk yüklenmediği ayrıca isteğe bağlı nitelikteki hayat sigortasının tüketici talep etmedikçe yaptırılmasının zorunlu olmadığı görülmektedir. Banka tarafından murisin hesabındaki paraya hayat sigortası bedeli olarak bloke konulması, sözleşmenin tarafları olacak sigorta şirketi ile davalılar murisi arasında, karşılıklı ve isteğe bağlı hayat sigortası sözleşmesinin kurulduğu anlamını taşımayacaktır. Açıklanan tüm bu vakıalar karşısında; zorunlu olmayıp tamamen ihtiyari nitelikte olan hayat sigortasını yapma/ yaptırma/ yenileme konusunda sözleşme ile bir yükümlülük üstlenmeyen davalı banka ile teminatı veren sigorta şirketinin sorumluluğunu gerektirir bir hukuki sebep bulunmadığı; davacılar murisi sigortalının, poliçesini yenileme konusunda usulünce bilgilendirildiği halde bireysel olarak hayat sigortası yaptırma yoluna (bu imkanı bulunduğu halde) gitmediği ve ölümü kapsayan geçerli bir sözleşme kurulmadığı halde, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. " gerekçeleriyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz yoluna başvurmuştur. B.Temyiz Sebebleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; bankadan kredi kullanan murisin, hayat sigortası yaptırması nedeni ile haksız ve sebepsiz yere zenginleşen bankadan bu kredi miktarını almaları gerektiğini, taraflar arasında sözleşme yapıldığını, yükümlülüklerin yerine getirildiğini, primin bloke edilerek hesaba alındığını, poliçenin geçerli olduğunu, Yargıtayın bozma kararının aksine, sözleşme için muvafakatın olduğunu, ödemenin kesinti yapılarak hesaba alındığını ve yükümlülüğün yerine getirildiğini belirterek mahkeme kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; Hayat Sigorta Sözleşmesine dayalı vefat tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Hayat Sigortası Genel Şartları, Hazine Müsteşarlığı'nın 17.01.2009 tarih ve 27113 sayılı Resmi Gazete’de yayınladığı Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 2. fıkrası 3. Değerlendirme 1.Dava tarihi 01.07.2014 olmasına rağmen karar başlığında 15.09.2014 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmüştür. 2.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmamasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.