Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7971 E. 2024/3192 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7971
Karar No
2024/3192
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/109 E., 2023/63 K. DAVACILAR : 1. ... 2. ... 3. ... 4. ... vekilleri Avukat ... DAVALILAR : 1. ... 2. ... DAVA TARİHİ : 30.07.2013 HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların sürücüsü ve maliki oldukları aracın çarpması sonucu müvekkillerinin oğlu ve kardeşi olan murislerinin vefat ettiğini, kazanın davalı tarafın tam kusuru ile meydana geldiğini, müvekkillerinin manevi olarak zarara uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 50.000,00 TL diğer davacılar için ayrı ayrı 25.000,00'er TL olmak üzere toplam 125.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; olayın murisin kusuru ile gerçekleştiğini, olayda kusur ve sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.09.2015 tarihli ve 2013/166 Esas 2015/346 sayılı kararıyla; manevi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesi kararına karsı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.02.2016 tarihli 2015/16894 Esas 2016/1782 sayılı kararı ile "... somut olaya bakıldığında, her ne kadar davacılar vekili davayı açarken belirsiz alacak davası olarak açtıklarını belirtmiş ise de; davacı anne için 50.000 TL, diğer davacı kardeşler için ayrı ayrı 25.000 TL olmak üzere toplam 125.000 TL manevi tazminat istemiyle eldeki davayı açtığı, bu miktar üzerinden dava peşin harcını yatırdığı anlaşılmakla; manevi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacak olmasının eldeki davaya etkisinin, davacılar vekilinin talebini yargılama aşamasında artırmasının mümkün olmaması şeklinde tezahür edeceğinin ve eldeki ... davasında mahkemenin davacılar vekilinin talep ettiği miktarları aşmayacak şekilde manevi tazminat takdir edebilmesinin mümkün olduğunun, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun anlaşılmış olmasına göre, mahkemenin yazılı gerekçe ile davanın reddine karar vermiş olması doğru görülmemiş, bozma sebebi yapılmıştır." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı Bozmaya uyan mahkemece verilen 08.11.2019 tarihli ve 2016/326 Esas 2019/217 sayılı kararıyla; İTÜ öğretim üyelerinden alınan raporda davacıların murisinin tam ve asli kusurlu bulunduğu, davalılar veya dava dışı kişilerin kusurlu bulunmadığına dair 25.06.2019 tarihli rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Dairenin 09.03.2021 tarihli 2020/1902 Esas 2021/1087 sayılı kararı ile "...6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi (818 sayılı BK’nun 53. maddesi) uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de, ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24/12/2014 gün ve 2014/4-846 esas, 2014/1091 karar). Davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak davalının taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan sanık olarak yargılandığı Körfez 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/140 esas sayılı dosyasının henüz temyiz incelemesinin sonuçlanmadığı ve beraat kararının kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle ceza davası sonucunun eldeki davayı etkilemesi söz konusudur. Açıklanan nedenle, ceza mahkemesindeki davanın kesinleşmesi beklenilmeli, kesinleşmiş ceza kararı da değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Körfez 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/140 esas sayılı dosyasında davalı sürücü hakkında kusur yokluğundan verilen beraat kararının Yargıtay tarafından onandığı, davalı sürücünün kazada kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 28.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda sürücünün %20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, davalının etkili fren tedbirine başvurmaması ve dikkatsizliği nedeniyle kusurlu olduğunu, alınan bilirkişi raporlarını bu yönden kabul etmediklerini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü ve maliki oldukları aracın, davacıların yaya olan murisine çarpması sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 56 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/7971, K. 2024/3192, T. 28.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-7971-e-2024-3192-k-d3400e746c3f